Sağlık web sayfamıza hoşgeldiniz !!!!

 

Kategoriler

 Ana Sayfa
 Hastalıklar
 İncelemeler
 Çocuk Sağlığı
 Sağlıklı Yaşam
 Tedavi Önerileri
 Yaşlılık
 Psikoloji
 İlkyardım
 Tıp Sözlüğü
 Sağlık Bilgileri
 Sağlığımız
İlaçlar
 Şifalı Bitkiler
Hastaneler
 Sağlıklı Yemek Tarifleri

Sağlık

 İnsan ve Çevresi
 Sağlık Bilgisi
 Beslenme
 Vitaminler
Zayıflama
 Egzersiz
Beden Bakımı
 Ağız Sağlığı
 Uyku
 Kötü Alışkanlıklar
 Tütün
Alkol
Uyuşturucular
Uyarıcılar

Başlıca Hastalıklar

Doğuştan Hastalıklar
Enfeksiyöz Hastalıklar
Ruhsal Hastalıklar
Depresyon
Nevroz
Psikoz
Ateş
İltihaplanma
Yaralar
Urlar
Kanser
Ödem
Mide-Bağırsak Hastalıkları
Damar Hastalıkları
Kan Hastalıkları
Böbrek ve İdrar Yolu
Sinir Hastalıkları
Beyin Hastalıkları
Solunum Sistemi Hastalıkları
Omurilik Hastalıkları
Kemik ve Eklem Hastalıkları
Kas Hastalıkları
Deri Hastalıkları
Kalp Hastalıkları
Kulak Hastalıkları
Cinsel Hastalıklar

Tedavi

İlk Yardım
Doktor
Muayene
Radyolojik Muayene
İlaçlar
Ağrının dindirilmesi
Ruhsal Etkili İlaçlar
Antibiyotikler
Hastane
Ameliyat
Doku ve Organ Nakli
Radyoterapi
Diş Tedavisi
Psikiyatrik Tedavi
Doğal Tedavi
Homeopati
Akupunktur

 
 
Solunum Sistemi Hastalıkları
Solunum bozuklukları ve hastalıkları kapsamına tüm bronş borular ve akciğer hastalıkları girer. En sık rastlanan solunum hastalıkları nezle ve grip gibi enfeksiyonlardır. Solunum sisteminin çeşitli bölümlerinin birbirlerine bağlı olmaları nedeniyle, üst solunum yolu enfeksiyonları kolaylıkla alt solunum yollarına geçebilirler. Ancak, bronş enfeksiyonları ve birçok akciğer hastalığının kendilerine özgü belirtileri yoktur. Başka bir deyişle, farklı hastalık süreçleri aynı belirtilere yol açabilir. Bir kaç uzun süreli solunum enfeksiyonları adı altında toplanmıştır. Enfeksiyonların yanı sıra, başka akciğer hastalıkları da vardır.
 
 
Solunum ve akciğer hastalıkları ile birlikte görülen belirtiler belli bir hastalığa özgü değildir; bunlar çeşitli hastalıklara bağlı olarak ortaya çıkabilirler. En yaygın belirti öksürüktür. Öksürük, bronş tüpleri mukozasının tahrişinin yol açtığı bir reflekstir. Kuru öksürükte dışarıya balgam çıkarılmaz (üretici olmayan öksürük).

Öksürüğe, boğaz ya da nefes borusunun iltihaplanması yol açabilir. Bazen de bu tür öksürük, yutulan yabancı bir cismin ya da bir tümörün bronşların herhangi bir yerini tıkaması sonucu ortaya çıkar. Sigara içen kişilerde görülen öksürük de genellikle kuru bir öksürüktür ve bronşları kaplayan hücrelerin salgıladığı mukusun rahatsız edici etkileri nedeniyle ortaya çıkar. Mukustan meydana gelen balgam sigara içenlere özgü öksürükle de dışarı atılabilir. Bazı insanlarda ise öksürük sinirlilik belirtisidir (sinir öksürüğü).

Bronşların enfekte olduğu durumlarda öksürük genellikle üreticidir ve balgam çıkarılır. Bazı hastalıklarda balgam kan ya da cerahat ile karışıktır. Kan tükürülmesi hemoptisi olarak adlandırılır. Böyle bir durum, örneğin, zatürree, tüberküloz ya da bronşlarda tümör olduğu zaman ortaya çıkar. Göğüste sıkışma hisse ve ağrı belirtisi, astım ve kronik bronşitin yanı sıra göğüste zararsız adale ağrılarından kalp hastalıklarına kadar değişen bir çok enfeksiyon ile birlikte görülebilir. Plevranın (akciğer zarı) etkilendiği zatürree vakalarında ağrı, özellikle derin nefes alındığı zaman hissedilir.

Akciğer hastalıklarında akciğerlerin görev yapma yetenekleri azalır. Buna bağlı olarak da hemen tüm akciğer hastalıklarında nefes darlığı (dispne) görülür. Nefeste daralma dinlenme sırasında ya da bedensel bir çabadan sonra ortaya çıkabilir (efor dispnesi). Bu durum bazen sürekli ya da astımda olduğu gibi krizler şeklindedir. Nefes darlığı, kalp hastalıklarında ve anemide (kansızlık) da görülebilir. Bazen bu krizler o denli ağırdır ki, hasta ancak oturursa ya da ayakta durursa nefes alabilir (ortopne). Bununla birlikte, nefes darlığı genellikle bedensel bir çabadan sonra ortaya çıkar. Eğer akciğerdeki kanın oksijen alması herhangi bir hastalık nedeniyle bozulmuş ise ortaya çıkan duruma solunum yetersizliği adı verilir.
 
 

Derinin normal pembe renginin maviye dönüştüğü (siyanoz) bu hastalığa yol açan neden, akciğerlerde olabilirse de, solunum merkezindeki bir bozukluk ya da solunum kaslarında felç olması da böyle bir sonucu ortaya çıkarabilir. Solunum yetersizliği, kandaki oksijen miktarı arttırılarak tedavi edilir. Hastanın ağzına ya da burnuna yerleştirilen bir maske ya da burun deliklerinden sokulan küçük bir boru aracılığı ile teneffüs ettiği havaya oksijen eklenir. Eğer nefes borusunda balgam varsa bu fizik tedavisi ile yerinden kopartılmaya çalışılır ve eğer gerekirse bir boru aracılığı ile emilip alınır.

Böyle bir durumun tedavisi için ilaç da kullanılabilir. Acil vakalarda hastanın solunum sağlayan aygıta bağlanması olanaklıdır. Yutkunma sırasında ya da sürekli boğaz ağrısı ve bazen de beraberinde ses kısıklığı olması, boğazda bir iltihaplanma (anjin) belirtisi olabilir. Bazen böyle bir durum bademciklerde bir iltihaplanmaya da (tonsilit) işaret edebilir. İltihaba genellikle sigara içmek gibi rahatsız edici bir uyarı ya da bir virüs yol açar ve de bu durum birkaç gün sonra kendiliğinden kaybolabilir.

Bununla birlikte zararsız gibi gözüken bir iltihap mukozanın ve bademciklerin direncini azalttığı için, bakteri ve virüslerin ilerde daha ciddi bir bademcik iltihabına yol açmaları olasılığı vardır. Boğaz ağrısı ayrıca, difteri, ciddi kan hastalıkları, çiçek, kızıl ve tifüsün de belirtisi olarak ortaya çıkabilir. Vincent anjini ise çok ender rastlanır.

Muayene
Doktor, akciğerlerdeki değişiklikleri elle vurarak ya da göğsü dinleyerek saptayabilir. Göğsün ve boğazın röntgeninin çekilmesi böyle bir muayenede önemli yer tutar. Muayenede radyoskopi de sıklıkla kullanılır. Bu aygıtın yardımı ile doktor muayene sırasında diafragmanın ve kaburga kemiklerinin hareket yeteneğini ekranda görerek bir karara varabilir. Bronşların röntgen filminde daha iyi görülmelerini sağlamak amacı ile bu borulara konstrast yapan bir madde zerk ederek film çekmek olanaklıdır (bronkografi). Nefes borusu ve dalları doğrudan doğruya gözlemlenmek istenirse (bronkoskopi), ağızdan sokularak boğazdan nefes borusuna giren bir aygıt (bronkoskop) kullanılır. Akciğer zarı iltihabı (zatürcenp) vakalarında doktor, zarda birikmiş olan sıvıdan bir miktarını incelemek isterse kaburgalar arasına sokulan ince bir iğne ile sıvı alınır (plevratomi).
Bronş Boruları Enfeksiyonları
Üst solunum yolu enfeksiyonları kolaylıkla aşağıya, bronşlara ve akciğer dokusuna inebilir. Solunum sisteminin en sık rastlanan enfeksiyonu nezledir. Böyle bir enfeksiyon aşağıya ilerlediğinde gırtlak ve ses telleri hemen etkilenir (larenjit). Küçük çocuklarda gırtlak ve çevresindeki dokunun iltihaplanması ciddi solunum güçlüklerine yol açabilir. Psödo-krup diye adlandırılan bu durum krup (nedeni difteri olan gırtlak tıkanması) ile karıştırılmamalıdır.

Eğer enfeksiyon daha da aşağıya ilerlerse nefes borusu iltihabı (trakeit) akut bronşit ve hatta zatürreeye yol açabilir. Zatürree, sadece üst solunum yolu enfeksiyonlarını bir komplikasyonu olarak ortaya çıkmaz. Bronşlarda örneğin, bir şeyin yutulması sonucu meydana gelen bir tıkanıklık da zatürreeye neden olabilir. Bu tür zatürree (aspirasyon pnömonisi) daha çok koruyucu öksürme refleksinin olmadığı komadaki hastalarda görülür. Çok sık rastlanan bir diğer solunum enfeksiyonu da grip virüsünün yol açtığı griptir. Kendini iyi hissetmeyen ve ateşi olan kişilerin grip olduğunu söylemek yanlışlıktır. Zira hasta başka bir zararsız virüs hastalığından rahatsız olabilir. Gerçek grip, vakaların çoğundan zararsız ve kısa süreli bir hastalıktır. Bununla birlikte, grip bazen ciddi ye hatta öldürücü komplikasyonlara yol açabilir. Grip virüsünün ileri derecede bulaşıcı olması ve kuluçka devresinin kısalığı nedeniyle, bir grip salgını kolaylıkla yayılabilir.

Değişik türde grip virüsleri vardır. Bunlar üç ana gruba ayrılırlar (A, B, ve C) C gribi en az tehlikeli olanıdır. Belirtileri normal nezleninkilere benzer ve bedenin bunlara karşı meydana getirdiği antikorlar insanda yaşamı boyunca etkin olarak kalırlar.
A gribi virüsünün ise nitelikleri sürekli olarak değişmekte olduğu ve bedenin eski virüse olan direnci yeni virüse karşı etkili olamadığı için zaman zaman yeni grip salgınları ortaya çıkmaktadır. Şans eseri olarak, eğer birbiri ardından görülen virüs türleri aynı aileden ise çoğu zaman bedende bulunan pasif bir bağışıklık, bu yeni türe karşı kısmen olsa bir direnç sağlamaktadır.

Virüslerde meydana gelmesi olası değişiklikleri saptamak amacı ile laboratuarlarda virüsler üretilmekte ve böylece de yeni bir salgın ortaya çıkmadan yıllarca önce etkili bir aşı hazırlanabilmektedir.
Kronik, Spesifik Olmayan Solunum Enfeksiyonları
Kronik, spesifik olmayan solunum enfeksiyonları başlığı altında toplanan ve tümü de az çok benzer sürekli ya da belli aralıklarla ortaya çıkan belirtilere sahip bir grup kronik akciğer hastalığı vardır. Bu belirtiler, öksürük, balgam çıkarma ve nefes darlığıdır. Hastalıklar ise, astım, kronik bronşit ve anfizemdir (dokular arasında hava kalması). Bu üç hastalık arasındaki fark her zaman belirgin değildir. Astımın en önemli niteliği hastanın nefes alamama krizleri geçirmesidir.

Fakat kronik bronşit de solunum krizi şeklinde ortaya çıkar. Ayrıca, her iki hastalığa da alerjik nedenler yol açmış olabilir. Anfizem genellikle uzun süreli kronik bronşitin sonucu olarak ortaya çıkar. Solunum yolu hastalığı olan kişiler nezleli insanlar ile temastan kaçınmalıdır.
Diğer Akciğer Hastalıkları
Akciğer dokusunun iltihaplanması (zatürree), yukarıda da söz edildiği gibi çoğu zaman bronş enfeksiyonunun akciğer keseciklerine yayılması sonucu ortaya çıkar. Bazen zatürree ile birlikte tüberküloz da görülür. Zatürree hiç bir komplikasyona yol açmadan, antibiyotik tedavisinden sonra tamamen kaybolabilir. Çok miktarda dokunun hasar gördüğü enfeksiyonlardan sonra ise bu bölgede apse oluşabilir. Bazense broşlarda genişleme (bronşektazi) ortaya çıkar. Akciğer zarı iltihabı bir solunum yolu enfeksiyonunun komplikasyonu olabilir. Uzun süre zararlı maddelere maruz kalınırsa akciğer keseciklerinden bağ dokusu meydana gelir (akciğer fibrozu). Bu durumun yol açtığı belirtiler çoğu zaman yıllar sonra kendini gösterir. Bu belirtiler, bedensel çaba sırasında nefessiz kalmak, gıcık tutması ve oksijen yetersizliği nedeniyle derinin mavimsi bir rengi dönüşmesidir. Eğer renk değiştirme, toz teneffüs etmeye bağlı olarak ortaya çıkmış ise bu durum çoğu zaman "çiftçi akciğeri" olarak adlandırılır. Akciğer kanserine bronş mukozasında gelişen kötü huylu tümörler yol açar. Bu hastalığın kurbanları giderek artmaktadır. Özellikle hava kirliliği ve sigara bu hastalığın en önemli nedenleridir. Akciğer hastalıkları ya da akciğerlerdeki damar hastalıkları ileride kalp hastalıklarına (corpulmonale) yol açabilirler.
 

Yaşam Devresi

 Doğacak Çocuk
 Doğacak Çocuk 2
 Düşük ve Kürtaj
 Doğum
 Yeni Doğmuş Bebek
Yeni Doğmuş Bebek Hastalıkları
 Bebek
 Bebeğin Beslenmesi
 Yuva Öncesi Dönem
 Yuva Dönemi
 Okul Çağındaki Çocuk
 Sorunlu Çocuklar
Ergenlik
 Cinsellik
 Kadın ve Erkek
 Üretken Dönem
 Doğum Kontrolü
 Gebelikte Kadın
Çocuksuzluk
 Yaşlılık
 Ölüm

İnsan Bedeni

 Baş ve Boyun
 Göğüs
 Karın
 Sırt
Kol ve Bacaklar
 Hücre, Doku ve Organlar
 Kalıtım
 Metabolizma
 Solunum
 Konuşma
 Konuşma Bozuklukları
Sindirim Sistemi
 Sindirim
 Sindirim Bozuklukları
 Dişler
 Kan Dolaşımı
 Kan
Kalp
 Dolaşım Bozuklukları
 Lenf Sistemi
 Bağışıklık
 Bağışıklık Bozuklukları
 Böbrekler ve İdrar Yolları
 Sinir Sistemi
Beyin
Bilinç Bozuklukları
 Omurilik
 Hormonlar
 Hormon Bezleri
 Hormon Bozuklukları
 Kemik ve Eklemler
 Kas Sistemi
Deri
 Göz
 Göz Bozuklukları
 Kulak
 Koku ve Tat Alma
 Cinsel Organlar
 Cinsel İlişki
 Cinsel İlişki Sorunları

Doktorlar

 Dr.Haydar Dümen
 Doç.Dr.Teoman Kadıoğlu
 Prof.Dr. Derin Kösebay
 Dr.Mehmet Öz

 

       Copyright © 2009-2012  www.saglikweb.com iletişim : admin@saglikweb.com

Sitemizde yayınlanan konular kesinlikle tedavi amaçlı değildir. Bilgilendirme amaçlıdır.

Bu site en iyi 1024x768 çözünürlükte görüntülenmektedir.

Sitemap / robot