|
|
|
Sinir
hastalıkları, fiziksel ve zihinsel bozukluklara yol açar.
Fiziksel bozuklukların teşhis ve tedavisi ile ilgilenen uzmanlık
dalına nöroloji denilir; psikiyatri ise akıl hastalıkları ile
ilgilenir. Geçmişte her ikisi de bir bütün olarak kabul
edilirdi. Bugün ise bunun doğru olmadığı bilinmektedir: Zira
birçok psikiyatrik hastalıklarda, sinir sisteminde gözle görülür
bir anormallik yoktur. Sinir hastalıklarındaki birçok fiziksel
şikâyetin duyular ve kas hareketleri ile ilişkisi vardır. |
|
|
|
Sinir sisteminin en önemli rolü, tüm motor ve duysal faaliyetler
arasında uyum sağlamasıdır. Ancak düşünce, heyecan ve bilinç
gibi zihinsel faaliyetlerin de kaynağı sinir sistemidir. Bu
bakımdan sinir hastalıkları hem fiziksel hem de zihinsel
bozukluklara yol açarlar. Ancak, geçmişte sanıldığı gibi bütün
akıl hastalıklarının sinir hastalıklarından ileri geldiği doğru
değildir. Geçmişte sinir hastalıklarının teşhis ve tedavisini
yapan uzman (nörolog) aynı zamanda akıl hastalıkları uzmanı idi
ve sinir uzmanı diye adlandırılırdı. Bugün ise nörolog olmak
için gereken eğitim, psikiyatristinkinden farklıdır.
|
|
Sinir bozuklukları
genellikle dokunma duygusu veya hareketlerde ya da her ikisinde,
yani bilinçli olarak yapılan beden işlevlerinde rahatsızlıklara
yol açar. Sinir sistemi ve özellikle istemsiz sinir sisteminin,
kişi farkında olmadan çeşitli organlarını etkilediği doğrudur.
Ancak bu bozukluklar gerçek şikâyetlere yol açmaz. Örneğin kalbe
gelen sinirler kesilirse kalp yine atmaya devam eder; fakat
zorlandığında nabzın atışını yükseltmek gibi beden
gereksinmelerine kendisini uyduramaz. Bağırsak kasları da
sinirlerin yardımı olmadan işlemeye devam ederler ancak sürekli
olarak aynı hızda kalırlar. |
|
|
Nörolojik bir muayene sırasında
doktor ilk olarak beyin işlevlerinin genel göstergesi olarak
duyu organlarını gözden geçirir. Bir parça pamuk sürterek veya
bir iğne batırarak derinin duyarlılığını kontrol eder.
Duyarlılığın azaldığı yerlerden bozukluğun yeri belirlenir.
Örneğin bozukluğun sinirde mi yoksa omuriliğin bir yerinde mi
olduğu anlaşılabilir. Kafa sinirlerinin işlevlerinin
araştırılması da nörolojik muayenenin bir parçasıdır. Her kafa
sinirinin bir veya birkaç görevi vardır ve bu yüzden bozukluğun
hangi kafa sinir ile ilgili olduğunu anlamak kolaydır. Yüz
siniri (kafa sinirlerinden yedinci çift) örneğin, yüz kaslarının
hareketi ve dilin ucundaki tat alma duyusundan sorumludur. Bu
sinirin işlevi durursa yüz felce (yüz felci) uğrar ve tat alma
duyusu bozulur. Görme sinirleri (kafa sinirlerinin ikinci çifti)
uyarımı retinadan (ağtabakadan) beyne götürür. Bu sinirin
zedelenmesi körlüğe yol açar. Ancak körlük her zaman kafa
sinirlerinin ikinci çiftinin hasar görmesi sonucu ortaya çıkmaz.
Son olarak nörolog, iskelet sistemi kaslarının iyi çalışıp
çalışmadığını, kaslar arası koordinasyonunun iyi durumda olup
olmadığını kontrol eder. Koordinasyon iyi durumda değilse buna
koordinasyon bozukluğu veya ataksi denilir. Bu durum
beyincikteki veya denge duyusundaki bozukluktan ileri gelir.
Ataksi testleri parmak-burun testini ve Romberg testin içerir.
Romberg testi sırasında, kişiden kolları ilerde, gözleri kapalı,
iki bacağı birleşik halde kımıldamadan ayakta durması istenir.
Eğer sallanmaya başlarsa denge bozukluğu var demektir. Motor
bozuklukları da sinir sisteminde hareketlerin akıcılığından
sorumlu olan ekstrapiramidal sistemdeki bozukluklardan ileri
gelir. Fiziksel nörolojik muayene, yeterli bilgi alabilmek için
başka özel testlere de gereksinme gösterir. En tanınmış test
elektroansefalografi (EEG). Bu testte beynin elektriksel
faaliyeti kaydedilir. Kafatasının çeşitli yerlerine
yerleştirilen elektrotların, ölçen ve kaydeden aletlere
bağlanması ile elde edilir. Kişi bu muayene sırasında bir şey
duymaz. Kasların elektriksel faaliyetleri de ölçülebilir. (Elektromiyografi
veya EMG)
Ekoansefalografi beyinin bio elektrik aktivitesinin uygun
amplifikasyon ve yazdırma sistemleri kullanılarak kâğıt üzerinde
tespit edilmesi yöntemidir. Bu basit muayene sayesinde beyin
dokusunun bazı yerlerinde, örneğin bir tümör nedeni ile
değişiklik olup olmadığını ve bayılmaların sara (epilepsi) olup
olmadığını saptamak olanağını verir. Sık sık kullanılan bir
diğer muayene de bel bölgesinden beyin-omurilik sıvısı örneği
almak ve incelemektir. Normal bir röntgen filminde
sinirdokusunun özelliklerini görme olanağı yoktur ama kırıkları,
biçim anormalliklerini, sertleşmeleri ve beyinde artan basınç
arazları gibi kafatası ve omurga bozukluklarını görmek
olanaklıdır. Bir röntgen filminde beyin ve omuriliğin görülmesi
isteniyorsa kontrast bir maddenin kullanılması gerekir.
Pnömoansefalo gram için belden yapılan bir delikten
beyin-omurilik sıvısı kontrast madde görevini yapacak hava ile
değiştirilir. Hava, beyin karıncıklarına giderek biçimlerinin
görülmesini sağlar. Beyin arteryografisinde, beyindeki
atardamarlardan birine kontrast bir madde zerk edilir. Bu madde
beyin damarlarına yavaş yavaş yayılır.
Miyelogram
omuriliğin dış yapısını gösterir. Burada kontrast madde belden
yapılan delikten beyin zarlarının arasındaki boşluğa zerk
edilir. Radyoaktif bir maddenin zerk edilmesinden sonra beyin
sintigramı kaydedilir. Bu inceleme kişiyi rahatsız etmez. Son
olarak, mikroskop altında incelemek üzere kas veya sinir
dokusundan bir parça almak da olanaklıdır (biyopsi). |
Sinir iltihabı (nevrit) deyimi, nedenine
bakılmaksızın bir ya da birkaç sinirdeki bozukluk için
kullanılır.
Birden fazla sinirin etkilenmesine polinevrit denir. Sinir
iltihabına neden olan etkenler arasında şunlar sayılabilir:
zehirlenmeler (örneğin alkol zehirlenmesi); dış etkenler
(sinirin yırtılması, zedelenmesi, sıkışması); bazı ilaçlar (bu
ilaçların sinire yakın bir yere enjekte edilmesi; enfeksiyöz
hastalıklar (frengi, difteri, tifo gibi); lokal iltihaplar
(yara, çıban, apse gibi); şeker hastalığı gibi metabolizma
hastalıkları; beriberi gibi vitamin eksikliğinden kaynaklanan
hastalıklar.
İlk evrede sinirde, bir hareketin sonucu olarak ya da
kendiliğinden bir ağrı belirir. İkinci evrede ise duyarlılık
bozukluklar hareket bozuklukları ve refleks bozuklukları
görülür. Şikâyetler ilgili sinire bağlıdır. Motor sinir söz
konusu ise arazlar felç, kas atrofisi (kasların erimesi) ve
ilgili kaslarda refleks olmamasıdır. Duysal sinirin hasara
uğraması derinin belirli bir kısmında duyarsızlığa yol açar.
Karışık sinirlerdeki (tüm omurilik sinirleri) nevrit, bu
belirtilerin karışımını gösterir. Diğer şikâyetler acı
(basınçtan dolayı), parastezi (belli bir nedeni olmayan iğne
batması ya da uyuşma duygusu) ve terleme bozukluklarıdır.
Tek bir sinirdeki iltihabın en çok görülen nedeni kazalardır.
Sinir tam olarak zedelenmemişse er geç iyileşir. Ayrıca çevresel
sinirler kendilerini yenileyebildikleri için iyileşme olasılığı
çok yüksektir. İltihabın nedeni saptanabilirse tedavisi de
kolaylaşır. Aksi takdirde belirtileri tedavi yoluna gidilir. Bu
durumda iltihap olan bölgeyi sıcak tutmak, ağrı dindirici
ilaçlar almak yararlıdır. Ayrıca iltihabın nedeni ne olursa
olsun B vitamini içeren ilaçlar büyük yarar sağlar. |
|
Sinir hücresi bir kere öldüğünde yerine
yenisi gelmez. Beyin veya omurilikteki sinir hücrelerinin
uzantıları hasar gördükten sonra bir daha tam olarak
düzelmezler. Ancak merkez sinir sistemi dışındaki sinir lifleri
bir yara aldıktan sonra yeniden büyürler. Bir sinir
yaralanmasında sinir liflerinin merkez sinir sistemindeki hücre
gövdelerine bağlı olmayan kısımları ölür; bir süre sonra diğer
uçta her yönde yayılan küçük tomurcuklar büyür. Ölü liflerin
kılıfları öylece kalır ve ancak yeni büyüyen lifler bu kılıfları
kullandıkları takdirde yaralanmadan önceki yere varabilirler. Bu
süreci hızlandırmak için bu iki kısmı bir ameliyatla
birleştirmek bazen sinir nakli yapmak olanaklıdır. |
|
Nevralji bir veya birkaç sinire yayılan
şiddetli bir ağrıyla kendini gösterir. Belli bir sebebi yoktur
ve sinir yapısında belirgin bir değişikliğe neden olmaz. En iyi
bilinen örneği yüz nevraljisidir. Siyatik, genellikle nedeni
bulunan sinir ağrılarına bir örnektir. |
|
|