Sağlık web sayfamıza hoşgeldiniz !!!!

 

Kategoriler

 Ana Sayfa
 Hastalıklar
 İncelemeler
 Çocuk Sağlığı
 Sağlıklı Yaşam
 Tedavi Önerileri
 Yaşlılık
 Psikoloji
 İlkyardım
 Tıp Sözlüğü
 Sağlık Bilgileri
 Sağlığımız
İlaçlar
 Şifalı Bitkiler
Hastaneler
 Sağlıklı Yemek Tarifleri

Sağlık

 İnsan ve Çevresi
 Sağlık Bilgisi
 Beslenme
 Vitaminler
Zayıflama
 Egzersiz
Beden Bakımı
 Ağız Sağlığı
 Uyku
 Kötü Alışkanlıklar
 Tütün
Alkol
Uyuşturucular
Uyarıcılar

Başlıca Hastalıklar

Doğuştan Hastalıklar
Enfeksiyöz Hastalıklar
Ruhsal Hastalıklar
Depresyon
Nevroz
Psikoz
Ateş
İltihaplanma
Yaralar
Urlar
Kanser
Ödem
Mide-Bağırsak Hastalıkları
Damar Hastalıkları
Kan Hastalıkları
Böbrek ve İdrar Yolu
Sinir Hastalıkları
Beyin Hastalıkları
Solunum Sistemi Hastalıkları
Omurilik Hastalıkları
Kemik ve Eklem Hastalıkları
Kas Hastalıkları
Deri Hastalıkları
Kalp Hastalıkları
Kulak Hastalıkları
Cinsel Hastalıklar

Tedavi

İlk Yardım
Doktor
Muayene
Radyolojik Muayene
İlaçlar
Ağrının dindirilmesi
Ruhsal Etkili İlaçlar
Antibiyotikler
Hastane
Ameliyat
Doku ve Organ Nakli
Radyoterapi
Diş Tedavisi
Psikiyatrik Tedavi
Doğal Tedavi
Homeopati
Akupunktur

 
 
Mide ve Bağırsak Hastalıkları
Mide ve bağırsak hastalıkları, bulantı ve kusma, ishal ve kabızlık gibi belirtilerin eşlik ettiği hastalıkların genel adıdır. Bu belirtiler sadece sindirim sistemine değil, örneğin sinir sistemindeki bir bozukluğun sonucu olarak da ortaya çıkabilirler. Karın ağrısı, mide ve bağırsak hastalıklarının sık görülen bir belirtisi olmakla beraber, diğer karın içi organlarındaki hastalıkların belirtisi de olabilir. Akut karın ağrıları cerrahi müdahaleyi gerektiren bir enfeksiyonu da düşündürür.
 
 

Mide ve bağırsak hastalıkları normal sindirim sürecini bozabilir. Bu gibi sindirim bozuklukları özellikle ishal olmak üzere çeşitli belirtiler gösterirler ve gıdaların ince bağırsak mukozasından yetersiz emilmesi sonucunu doğura bilerler (malabsorbsiyon). Sonuç olarak beden yeterli enerji ve yapı maddesinden yoksun kalır. Vitamin ve minerallerin emilimi de zarar görür ve beden sağlığını kaybeder.

Malabsorbsiyon, ince bağırsağın büyük bir kısmının alınması veya ince bağırsak mukozasının ciddi olarak haraplanması sonucu oluşan kusma ve ishalden dolayı da meydana gelebilir. İnce bağırsak mukozasının haraplanması, iltihaplar, radyasyon ve kanser tedavisinde kullanılan ilaçlar (kemoterapi) sonucu oluşabilir.

Bulantı ve Kusma
Bulantı hoş olmayan, anlatılması güç bir duygudur. Çoğu kez tükürük artması, cildin solması, çarpıntı ve baş dönmesi, bulantıya eşlik eden hallerdir. Genellikle kusma ile sonuçlanır. Kusma sonucunda mide boşalacağından, bulantı hissi çoğunlukla kaybolur. Kusma ile sonuçlanan veya sonuçlanmayan bulantılar beyin urlarının sık görülen belirtisidir.
 
 
Kusma sırasında (vomitus) normal peristalsis (sindirim kanalındaki aşağıya doğru solucansı dalgalar) tersine döner (antiperistalsis) ve midedeki ya da varsa ince bağırsaktaki maddeler ağza doğru çıkar. Bu, bedenin bozulmuş veya zararlı olan besinlere karşı aldığı bir önlem olarak görülebilir. Ancak sık kusmak çok zararlıdır.

Kan asitliğini kaybeder (alkaloz), beden besinsiz kalır. Kusma büyük ölçüde mide asidi kaybına yol açar. Kusma soğan ilikte bulunan kusma merkezinin uyarılması ile ortaya çıkan bir reflekstir. Beyin için basıncının artması (örneğin beyin sarsıntısında) hoş olmayan şeyleri görme, koklama veya tatma, göğüs veya karın organlar hastalıkları, zehirlenmeler, iç kulakta bulunan denge organlarının tahrişi (örneğin yol tutması gibi durumlar) sonucu bu merkez uyarılabilir. Mide bağırsak hastalıkları ayrıca mide zarları iltihaplarında pilor daralması ve bağırsak tıkanması gibi durumlarda ortaya çıkabilir.
İshal
İshal, dışkının her zamankinden daha sık ve sulu olarak çıkması demektir. Örneğin, bir insan günde 3 defa dışarı çıkarsa bu mutlaka ishal değildir. Dışarıya çıkma sayısından daha önemli bir kıstas, dışarı çıkma sayısında meydana gelen değişikliklerdir. Çocuklar genellikle erişkinlerden daha sık dışarı çıkarlar. Dışkıları da daha incedir. İshalin en büyük tehlikesi bedende su ve organik maddelerin kaybına neden olmasıdır. Su kaybına yatkın ve şoka kolay giren çocuklar için bu durum özellikle tehlike oluşturur. İshal, kimusun bağırsaklardan hızla geçmesine yol açan çok güçlü peristalsis sonucu oluşmaktadır. Dolayısıyla bağırsaklar kimusdan su emmeye vakit bulamazlar.

Peristalsis artışı ince veya kalın bağırsaktan kaynaklanabileceği gibi her iki bağırsağın sağlam olduğu durumlarda da ortaya çıkar. Diğer nedenler arasında kimyasal maddeler kahvede bulunan kafein ve nikotin, sinir sisteminin aşırı uyarımı ve bazı hormonal bozukluklar (tiroid hormonu fazlalığı) sayılabilir. İshal, ruhsal ve duygusal gerginliğin yükseldiği durumlarda da ortaya çıkar. Ayrıca ince bağırsakların besinleri yeterince sindiremeyişi veya ince bağırsakta olan emilimin yetersizliği sonucu kalın bağırsaktaki besin artığının artışından ötürü de olabilir. Kalın bağırsakta çok sayıda bakteri vardır ve yemek artıklarını parçalamakta çok yararlı olan bu bakteriler bu işlem sırasında hassas bir denge sağlarlar. Karbonhidrat artıkları maya organizmaları tarafından organik asitler ve karbondioksite ayrışırlarken yemek artıkları ve proteinler mantarsı organizmalarca amonyağa parçalanırlar. Kalın bağırsağa giren karbonhidrat miktarı arttığında, maya bakterileri aşırı derecede çoğalırlar. Bu olay kalın bağırsağı uyararak maya ishaline yol açar. Oluşan dışkı sarımtıraktır ve ekşi bir kokusu vardır. Mantar ishalinin nedeni kalın bağırsakta çok miktarda bulunan mantarsı organizmalardır. Protein fazlalığı da, bu tür ishal için gerekli ortamı hazırlar. Mantar ishalinde dışkı koyu renklidir ve çürük kokar. Son olarak, bağırsakta salgılanan sıvı miktarının artması da ishali meydana getiren nedenlerdendir.

Bu durum genellikle aşırı miktarda selüloz içeren besinler (çiğ meyve gibi) alındığında ortaya çıkar. Bu hastalığın nedeninin bağırsak mukozası iltihabı olması yanında genellikle hastalığın oluşum mekanizmasında birden fazla etmen rol oynar. Hazımsızlık, çoğu kez bir oturuşta aşırı fazla yemek yemenin veya birdenbire değişik çeşit besin almaya başlamanın bir sonucudur. Her iki durumda da sindirim enzimlerinin sayısı yetersiz kalır. Bazı enzimlerin eksikliği doğuştan veya bir mide ameliyatı sonucu ya da örneğin, pankreas hastalıklarının sonucu olabilir.

Çoğu kez ishalin nedeni, mide ve/veya bağırsak mukozasının iltihaplanmasıdır. Bu duruma gastroenterit denir. Aynı besinin fazla miktarda alınması ya da viral veya bakteriyle enfeksiyonların bir sonucu olarak ortaya çıkabilir. Gastroenterit virüsler tarafından oluşturulursa mide gribi olarak adlandırılır. Bazen sindirim kanalının önemli bir kısmı enfekte olacağı gibi bazen de ince bağırsakta yalnızca bir kısım söz konusu olur. Bundan dolayı karın ağrısı, kusma, halsizlik, ateş ve iştahsızlık gibi diğer belirtiler görülebilir. Virüslere karşı etkili ilaç henüz bulunmadığı için yalnızca belirtilerin tedavisi ile yetinilir. Gezginci ishali virüs ve bakterilerin birlikte rol oynadığı bir gastroenterit türüdür. Buna, çoğu kez gezen kimsenin memleketinde yaşamayan ya da çok ender görülen ve bu kimselerin bağışıklık sağlamaya fırsat bulamadığı mikroorganizmalar neden olur. Gastroenterit, bazı besinlerin alınışında veya su içilmesinden sonra baş gösterirse besin zehirlenmesi söz konusudur. Bunun nedeni bağırsaklardaki canlı mikroorganizmaların çoğalarak zehirli maddeler üretmesi (toksinler) veya kimyasal zehirler (arsenik,çinko) veya besinlerde bulunan zehirlerdir. Bazı bitki ve hayvanlar tamamıyla zehirlidirler.
Kabızlık
Kabızlık, kalın bağırsaktaki dışkının uzun bir süre gecikmesi sonucu yavaş ve zorlu hareketidir. Kalın bağırsakta suyu emilen dışkı sertleşir, akışı ve dışarı çıkarılması giderek daha da güçleşir. Kabızlık ne kadar uzun sürerse bağırsakları, müdahale etmeden boşaltmak o denli zorlaşır. Bununla birlikte bazı insanlar haftada bir ya da iki kez dışarı çıkarlar ve eğer bu onların normal hali ise kabızlıktan söz edilmez.

Sindirilmeyen besinlerin alınması, karın kaslarını zayıflamasına neden olan hareketsiz bir yaşantı, dışkının uzun bir süre içeride tutulması, gerginlik, sigarayı bırakma, bazı ilaçlar ve zayıf bağırsak duvarı kasları kabızlık yapan etkenlerdir.

Bağırsak duvarındaki kasların zayıf olması yaşlı kişilerde yaygın bir şikâyettir. Kabızlığa yol açan ciddi hastalıklar arasına bağırsak tümörleri (bu durumda çoğu kez kabızlık ile ishal birbirini izler). Hirschsprung hastalığı, anüs çevresinde ağrılı durumlar (bunlar dışkılamayı erteler) ve örneğin, kurşun zehirlenmesi gibi zehirlenme olayları sayılabilir.
Karın Ağrısı
Karın ağrısına yalnızca sindirim organları değil, herhangi bir karın organı da neden olabilir. Sindirim kanalının bazı kısımları, midenin üst kısmı (kardiya) ve kör bağırsağın tamamı ağrıya duyarlı değillerdir. Mukozanın da duyarlılığı yoktur. Bundan dolayı hasta ağrı duymadan, kontrol amacıyla mukozadan bir parça (biyopsi) alınması kolaydır. Dalak, karaciğer ve böbrekler gibi organlar da ağrıya karşı duyarlı değildir. Ağrı verdikleri durumlarda etraflarındaki kapsülün gerilmesi söz konusudur. Sindirim kanalı bozukluklarının neden olduğu ağrılar temel olarak düz kasların kasılmasından dolayıdır ve çoğu kez kramplar (kolik), periton iltihabı veya dokunun yeterli derecede kan alamadığı damar bozuklukları şeklinde ortaya çıkarlar. Şiddetli, akut bir karın ağrısı sıklıkla cerrahi tedavi gerektiren enfeksiyonal bir duruma işarettir. Karın ağasından şikâyet eden bir hastanın karnı yerel veya genel olarak karın kaslarının sertleşmiş olmasından dolayı serttir, direnç gösterir. Bu, "guarding" denilen bir refleks sonucudur. Hasta bunun farkına varmaz, istese de karın duvarı kaslarını gevşetemez. Örneğin, apandisit vakalarında karının sağ alt kısmında kassal bir direnç olur. Karın ağrılarında karna bastırıldığında (basınç sancısı) ve bu basınç birden kaldırılınca sancı olur. Bu belirtiler iltihaplı organın kendiliğinden değil, esas olarak iltihaplı organın yanında bulunan peritonun tahrişi nedeniyle oluşurlar. Buna lokal peritonit denir. Uzun müddet sürdüğü takdirde genel peritonite dönüşebilir.
 

Yaşam Devresi

 Doğacak Çocuk
 Doğacak Çocuk 2
 Düşük ve Kürtaj
 Doğum
 Yeni Doğmuş Bebek
Yeni Doğmuş Bebek Hastalıkları
 Bebek
 Bebeğin Beslenmesi
 Yuva Öncesi Dönem
 Yuva Dönemi
 Okul Çağındaki Çocuk
 Sorunlu Çocuklar
Ergenlik
 Cinsellik
 Kadın ve Erkek
 Üretken Dönem
 Doğum Kontrolü
 Gebelikte Kadın
Çocuksuzluk
 Yaşlılık
 Ölüm

İnsan Bedeni

 Baş ve Boyun
 Göğüs
 Karın
 Sırt
Kol ve Bacaklar
 Hücre, Doku ve Organlar
 Kalıtım
 Metabolizma
 Solunum
 Konuşma
 Konuşma Bozuklukları
Sindirim Sistemi
 Sindirim
 Sindirim Bozuklukları
 Dişler
 Kan Dolaşımı
 Kan
Kalp
 Dolaşım Bozuklukları
 Lenf Sistemi
 Bağışıklık
 Bağışıklık Bozuklukları
 Böbrekler ve İdrar Yolları
 Sinir Sistemi
Beyin
Bilinç Bozuklukları
 Omurilik
 Hormonlar
 Hormon Bezleri
 Hormon Bozuklukları
 Kemik ve Eklemler
 Kas Sistemi
Deri
 Göz
 Göz Bozuklukları
 Kulak
 Koku ve Tat Alma
 Cinsel Organlar
 Cinsel İlişki
 Cinsel İlişki Sorunları

Doktorlar

 Dr.Haydar Dümen
 Doç.Dr.Teoman Kadıoğlu
 Prof.Dr. Derin Kösebay
 Dr.Mehmet Öz

 

       Copyright © 2009-2012  www.saglikweb.com iletişim : admin@saglikweb.com

Sitemizde yayınlanan konular kesinlikle tedavi amaçlı değildir. Bilgilendirme amaçlıdır.

Bu site en iyi 1024x768 çözünürlükte görüntülenmektedir.

Sitemap / robot