Sağlık web sayfamıza hoşgeldiniz !!!!

 

Kategoriler

 Ana Sayfa
 Hastalıklar
 İncelemeler
 Çocuk Sağlığı
 Sağlıklı Yaşam
 Tedavi Önerileri
 Yaşlılık
 Psikoloji
 İlkyardım
 Tıp Sözlüğü
 Sağlık Bilgileri
 Sağlığımız
İlaçlar
 Şifalı Bitkiler
Hastaneler
 Sağlıklı Yemek Tarifleri

Sağlık

 İnsan ve Çevresi
 Sağlık Bilgisi
 Beslenme
 Vitaminler
Zayıflama
 Egzersiz
Beden Bakımı
 Ağız Sağlığı
 Uyku
 Kötü Alışkanlıklar
 Tütün
Alkol
Uyuşturucular
Uyarıcılar

Başlıca Hastalıklar

Doğuştan Hastalıklar
Enfeksiyöz Hastalıklar
Ruhsal Hastalıklar
Depresyon
Nevroz
Psikoz
Ateş
İltihaplanma
Yaralar
Urlar
Kanser
Ödem
Mide-Bağırsak Hastalıkları
Damar Hastalıkları
Kan Hastalıkları
Böbrek ve İdrar Yolu
Sinir Hastalıkları
Beyin Hastalıkları
Solunum Sistemi Hastalıkları
Omurilik Hastalıkları
Kemik ve Eklem Hastalıkları
Kas Hastalıkları
Deri Hastalıkları
Kalp Hastalıkları
Kulak Hastalıkları
Cinsel Hastalıklar

Tedavi

İlk Yardım
Doktor
Muayene
Radyolojik Muayene
İlaçlar
Ağrının dindirilmesi
Ruhsal Etkili İlaçlar
Antibiyotikler
Hastane
Ameliyat
Doku ve Organ Nakli
Radyoterapi
Diş Tedavisi
Psikiyatrik Tedavi
Doğal Tedavi
Homeopati
Akupunktur

 
 
Kulak Hastalıkları

Hem işitme, hem de denge organları kulakta bulunur. Denge bozuklukları genellikle baş dönmesine yol açar. Yolculuk sırasındaki rahatsızlıklara, yol tutmasına denge organına aşırı yüklenilmesi neden olur. İşitme işlevi ile en yaygın olarak ilişkilendirilen rahatsızlık işitmenin azalması ya da sağırlıktır. Kulak ağrısı ya da çınlama duygusu birçok kulak hastalıklarında rastlanan şikâyetlerdir. Özellikle çocuklardaki kulak ağrılarına genellikle orta kulağın iltihaplanması neden olur. Kulak kiri pamuk, sivri cisimler ya da benzer şeylerle temizlenmemelidir; dış kulağın su ve sabunla temizlenmesi genellikle yeterlidir.

 
 
Kulak Rahatsızlıkları
Kulağın kaşınması her zaman dış kulakta, yani kulak kepçesinde ya da işitme kanalında bir iltihaplanma olduğunu gösterir (dış kulak iltihabı). İşitmenin ağırlaşmasıyla birlikte kulakların çınlaması kulak kirinin birikmesinin bir sonucu olabilir Normal olarak kulak kiri küçük miktarlar halinde kulaktan kendiliğinden atılır. Bazı insanlarda düzenli olarak kirden tıkaç oluşur; ancak bu bir hastalık değildir. Doktor kulağa ılık su sıkarak bu tıkaçları kolaylıkla temizleyebilir. Kulağa biraz ılık yağ konarak kirden oluşmuş tıkaç önce yumuşatılabilir. Sivri bir şeyin ucuna sarılmış pamuk gibi araçların kullanılması iyi değildir, çünkü bunlar tıkacı daha çok kulağın içine itebilirler. Dış kulak ya da orta kulak iltihabı (orta kulak iltihabı), iç kulak kapsülünün kemikleşmesi (otoskleroz), gürültü nedeniyle iç kulağın zedelenmesi ve meniere sendromu da kulak çınlamasına yol açabilir. İnsan, hiçbir uyarım olmadığı halde, sesler duyabilir. Bedenden gelen seslerin, özellikle kan damarlarından, kulak civarındaki ve solunum sistemindeki kas çekilmelerinden kaynaklanan seslerin algılanması da kulak çınlamasına neden olabilir. Bu sesler kafatası kemiklerindeki titreşimler ile iç kulağa iletilir, insanın kulağında tıkanıklık hissetmesine atmosfer ile orta kulak arasındaki basınç farklılıkları neden olur. Genellikle kapalı olan ve insan esnediği, çiğnediği ya da yutkunduğu zaman kısa bir süre için açılan östaki borusu bu basıncın eşitlenmesini sağlar. Örneğin anjinde (boğaz iltihabı), nezlede ya da bademcik şişmesinde olduğu gibi östaki borusunun tıkalı olduğu durumlarda, orta kulakta bulunan hava yavaş yavaş kana emildiği için buradaki basınç azalır. Östaki borusunun tıkanması ciddi bir orta kulak iltihabı hastalığına yol açabilir. Bu durumda orta kulak mukozası azalan basınca tepki olarak sıvı salgılar. Böylece orta kulakta sert, mikropsuz bir sıvı kütlesi üretilir. Bunun dışarıdan temizlenmesi gereklidir. Kulak ağrısı genellikle orta kulak iltihabının (cerahatli orta kulak iltihabının) bir sonucudur. Bu Östaki borusu aracılığıyla kulağa girmiş olan bakterilerin yol açtığı bir orta kulak hastalığıdır.
 
 
Östaki borusu çocuklarda daha kısa ve yassı olduğu için, çocuklar bu hastalığa daha yatkındırlar. Hastalığın sonucu olarak orta kulakta toplanan cerahat baskı altında kalan kulak zarının iltihaplanmasına yol açar. Kulak zarı kendiliğinden patlarsa şikâyetler ortadan kalkar. Ancak, eğer kulak zarı olduğu gibi kalırsa bir iğneyle delinmesi gerekir (parasentez). Zamanında tedavi edilmezse, enfeksiyon orta kulak arkasındaki kafatası kemiği boşluklarına, kulak arkasındaki çıkıntılı kemik (mastoid) hücrelerine de yayılır. Ancak antibiyotiklerin gelişmesi ve kullanılmasıyla bu tür iltihaplar önemli ölçüde azalmıştır. Orta kulak iltihabının birkaç kez yinelenmesi ya da tam olarak tedavi edilmemesi durumlarında iltihap kronik bir nitelik kazanabilir. Bu genellikle, iltihaplı kulaktan gelen cerahatli akıntının yol açtığı kötü koku dışında pek bir rahatsızlığa neden olmaz. İç kulak iltihabı olayları da görülebilir.
İletken Sağırlık
İletken işitme bozukluğu ya da sağırlığa yalnızca bir kulak kiri tıkanıklığı neden olabilir. Ayrıca çeşitli orta kulak iltihabı hastalıklarından da kaynaklanabilir. Orta kulaktaki iltihaplı sıvı nedeniyle iletken sistem artık görev yapamaz, orta kulak iltihabı kronikleşir, genellikle kemik zincirinde (çekiç, örs ve özengi) bir biçim bozukluğu ortaya çıkar. Otosklerozun (iç kulak kapsülünün kemikleşmesinin) yol açtığı sağırlığa çoğunlukla orta kulağın işlevinin azalması neden olur. Bu, ergenlikten sonra ortaya çıkan kalıtsal bir bozukluktur. İlk belirtisi sürekli yüksek perdeden bir ıslık sesi duyulmasıdır.
Sağırlık
İşitme işlevinin bozulması genellikle tam bir sağırlığa değil, yalnızca işitme duyusunun bozulmasına yol açar. Bozukluğun ses titreşimlerini ileten işitme güçlüğü ile iç kulakta işitme güçlüğü ile içkulakta işitme bozukluğu ya da algılamadan doğan işitme güçlüğü arasında bir ayırım yapılır, ikinci durumda bozukluk asıl işitme organında (Korti organında) veya işitme sinirinde ya da beyinde işitme uyarımlarının algılandığı bölgelerdedir. Bir diyapozon (çatal biçiminde ses ölçme aleti) testinin yardımıyla iki bozukluk biçimi de anlaşılabilir. Bu testlerde hava iletkenliğinin mi yoksa kemik iletkenliğinin mi daha iyi olduğu saptanabilir. Algılamadan kaynaklanan işitme bozukluğu halinde her iki iletkenlik de azalır iletken işitme bozukluğu halinde ise kemik iletkenliği genellikle aynı kalır.

Günümüzde diyapozon testinin yerini daha geniş ve daha iyi bilgi sağlayan ses gücünü ölçme aleti (odiometre) kısmen almaktadır. Bu alet ile değişik düzeydeki hangi ses perdelerinin ve ses yüksekliklerinin işitilebildiğini saptamak olanaklıdır.
Algılamadan Kaynaklanan Sağırlık
Bu yaşlılığın normal bir belirtisidir. Yirmi ve otuz yaşları arasında yüksek perdeden sesleri duyma yeteneği azalmaya başlar. 65 yaşı aşkın nüfusun en az dörtte biri sağırlıktan (işitme duyusunun azalmasından) yakınmaktadır. Yaşlılıktan dolayı sağırlığa ya da işitme güçlüğüne, büyük bir olasılıkla iç kulakta bulunan duyu hücrelerindeki bir değişiklik neden olmaktadır. Günümüzde gürültüden dolayı sağırlık gittikçe daha çok önem kazanmaktadır. 90 dB ya da daha yüksek ses uyarılan Korti organını sürekli olarak zedeler. Bu nedenle örneğin fabrikalarda, normal işitme yorgunluğunun işitme duyusunun sürekli olarak azalmasına yol açmasını önlemek için ses yoğunluğunun denetlenmesi önemlidir. Algılama duyusunun yitirilmesine dayanan sağırlık belirli ilaçların, örneğin streptomisinin uzun bir süre kullanılmasından sonra da ortaya çıkabilir. Kalıtsal sağırlık da ender görülen bir olay değildir. Çoğunlukla daha ileri bir yaşta ortaya çıkar.

Kalıtsal olmayan, doğuştan sağırlık yaş ilerledikçe artmaz. Örneğin gebelik sırasında belirli ilaçların kullanılması ya da geçirilen kızamıkçık buna yol açabilir.
Tedavi ve Yönlendirme
İşitme güçlüğünün ameliyat ile tedavisi ancak bir arada büyümüş olan kulak kemiklerini ayırmanın ya da bunların yerine protez takılmasının olanaklı olduğu iletken sağırlığın belirli biçimlerinde olanaklıdır. İşitmeye yardımcı olan bir aygıt algılamadan doğan sağırlığa göre iletken sağırlık durumunda daha fazla yarar sağlar.

Ancak bu durumda söz konusu kişinin kendisini alışık olmadığı bir ses şekline göre ayarlaması gerektiği için, bir işitme aygıtının kullanılması işitsel eğitimi ile birlikte uygulanmalıdır. Aslında işitme bozukluğu olan herkesin yönlendirilmeye gereksinimi vardır. Bu gerçekleşmezse, kişi kendisini yalnız hissedebilir. Bu özellikle çocuklar için geçerlidir, çünkü bu çocuklarda konuşmanın gelişmesi de aksadığı için ek bir sorun ortaya çıkmaktadır. Eğer sağırlık ya da işitme bozukluğu olduğu erken bir yaşta anlaşılırsa, bunun sağır-dilsizliğe yol açması işitme eğitiminin ve işitme aygıtlarının gelişmiş oluşu sayesinde genellikle önlenebilir. Bu nedenle, söz konusu bozukluğun erken bir yaşta fark edildiği durumlarda çoğu sağır ya da işitme bozukluğu olan çocuk üç yaşından önce sağırları eğiten okula gitmeye başlayabilir, işitme bozuklukları olan çocuklar bazen normal okullara da devam edebilirler. Ancak bunların diğer çocuklara ayak uydurmaları oldukça güç olduğu için, geri zekâlı oldukları düşünülebilir. Oysa bu durum kesinlikle doğru olmadığından yalancı-gerilikten söz edilir. Doğru ve etkili bir tedaviye karşın, sağır kişilerin konuşması genellikle kesin bir farklılık gösterir ve konuşma yetenekleri normal kişilerinkinden daha geri düzeyde kalır. Bu, sağır kişilerin toplumsal yaşamda sürekli olarak sorunlarla karşılaşmalarının bir nedenidir. Sağır insanların, dil yeteneği gerektiren işleri yapabilmeleri çok enderdir. Bu nedenle bu kişiler için en iyi toplumsal olanaklar el becerilerinin kullanıldığı alanlar olmaktadır.
Baş Dönmesi
Denge organındaki bozukluklar baş dönmesine neden olur (vertigo). Bu gerçekte böyle bir hareket olmadığı halde kişinin bedeninin ya da çevresinin hareket ettiği duygusuna kapılmasıdır. Baş dönmesi genellikle mide bulantısı, kusma, işitme bozuklukları vb. ile birlikte ortaya çıkar. Bunun nedeni sinir sisteminde ya da denge organının kendisinde olabilir. Baş dönmesiyle ilişkili en yaygın hastalık kulak çınlaması, baş dönmesi ve işitme bozukluğunun görüldüğü Meniere sendromudur. Yol tutmasına uyarım sürekli olması ve bu nedenle denge organına aşırı yük binmesi neden olur. Yaşlılarda görülen baş dönmesi nöbetleri genellikle, denge organından uyarımlar alan beyin sapındaki damar hastalıklarının bir sonucudur. Ayrıca, iltihaplanma ya da tümör gibi pek çok başka nedeni olabilir. Baş dönmesine yol açan hastalıkların tedavisi yoluna gidildiği gibi tüm baş dönmeleri belirli ilaçlar (antihistaminikler) kullanılarak tedavi edilebilir.
 

Yaşam Devresi

 Doğacak Çocuk
 Doğacak Çocuk 2
 Düşük ve Kürtaj
 Doğum
 Yeni Doğmuş Bebek
Yeni Doğmuş Bebek Hastalıkları
 Bebek
 Bebeğin Beslenmesi
 Yuva Öncesi Dönem
 Yuva Dönemi
 Okul Çağındaki Çocuk
 Sorunlu Çocuklar
Ergenlik
 Cinsellik
 Kadın ve Erkek
 Üretken Dönem
 Doğum Kontrolü
 Gebelikte Kadın
Çocuksuzluk
 Yaşlılık
 Ölüm

İnsan Bedeni

 Baş ve Boyun
 Göğüs
 Karın
 Sırt
Kol ve Bacaklar
 Hücre, Doku ve Organlar
 Kalıtım
 Metabolizma
 Solunum
 Konuşma
 Konuşma Bozuklukları
Sindirim Sistemi
 Sindirim
 Sindirim Bozuklukları
 Dişler
 Kan Dolaşımı
 Kan
Kalp
 Dolaşım Bozuklukları
 Lenf Sistemi
 Bağışıklık
 Bağışıklık Bozuklukları
 Böbrekler ve İdrar Yolları
 Sinir Sistemi
Beyin
Bilinç Bozuklukları
 Omurilik
 Hormonlar
 Hormon Bezleri
 Hormon Bozuklukları
 Kemik ve Eklemler
 Kas Sistemi
Deri
 Göz
 Göz Bozuklukları
 Kulak
 Koku ve Tat Alma
 Cinsel Organlar
 Cinsel İlişki
 Cinsel İlişki Sorunları

Doktorlar

 Dr.Haydar Dümen
 Doç.Dr.Teoman Kadıoğlu
 Prof.Dr. Derin Kösebay
 Dr.Mehmet Öz

 

       Copyright © 2009-2012  www.saglikweb.com iletişim : admin@saglikweb.com

Sitemizde yayınlanan konular kesinlikle tedavi amaçlı değildir. Bilgilendirme amaçlıdır.

Bu site en iyi 1024x768 çözünürlükte görüntülenmektedir.

Sitemap / robot