|
|
|
Hem işitme,
hem de denge organları kulakta bulunur. Denge bozuklukları
genellikle baş dönmesine yol açar. Yolculuk sırasındaki
rahatsızlıklara, yol tutmasına denge organına aşırı yüklenilmesi
neden olur. İşitme işlevi ile en yaygın olarak ilişkilendirilen
rahatsızlık işitmenin azalması ya da sağırlıktır. Kulak ağrısı
ya da çınlama duygusu birçok kulak hastalıklarında rastlanan
şikâyetlerdir. Özellikle çocuklardaki kulak ağrılarına
genellikle orta kulağın iltihaplanması neden olur. Kulak kiri
pamuk, sivri cisimler ya da benzer şeylerle temizlenmemelidir;
dış kulağın su ve sabunla temizlenmesi genellikle yeterlidir.
|
|
Kulağın kaşınması her zaman dış kulakta,
yani kulak kepçesinde ya da işitme kanalında bir iltihaplanma
olduğunu gösterir (dış kulak iltihabı). İşitmenin ağırlaşmasıyla
birlikte kulakların çınlaması kulak kirinin birikmesinin bir
sonucu olabilir Normal olarak kulak kiri küçük miktarlar halinde
kulaktan kendiliğinden atılır. Bazı insanlarda düzenli olarak
kirden tıkaç oluşur; ancak bu bir hastalık değildir. Doktor
kulağa ılık su sıkarak bu tıkaçları kolaylıkla temizleyebilir.
Kulağa biraz ılık yağ konarak kirden oluşmuş tıkaç önce
yumuşatılabilir. Sivri bir şeyin ucuna sarılmış pamuk gibi
araçların kullanılması iyi değildir, çünkü bunlar tıkacı daha
çok kulağın içine itebilirler. Dış kulak ya da orta kulak
iltihabı (orta kulak iltihabı), iç kulak kapsülünün kemikleşmesi
(otoskleroz), gürültü nedeniyle iç kulağın zedelenmesi ve
meniere sendromu da kulak çınlamasına yol açabilir. İnsan,
hiçbir uyarım olmadığı halde, sesler duyabilir. Bedenden gelen
seslerin, özellikle kan damarlarından, kulak civarındaki ve
solunum sistemindeki kas çekilmelerinden kaynaklanan seslerin
algılanması da kulak çınlamasına neden olabilir. Bu sesler
kafatası kemiklerindeki titreşimler ile iç kulağa iletilir,
insanın kulağında tıkanıklık hissetmesine atmosfer ile orta
kulak arasındaki basınç farklılıkları neden olur. Genellikle
kapalı olan ve insan esnediği, çiğnediği ya da yutkunduğu zaman
kısa bir süre için açılan östaki borusu bu basıncın
eşitlenmesini sağlar. Örneğin anjinde (boğaz iltihabı), nezlede
ya da bademcik şişmesinde olduğu gibi östaki borusunun tıkalı
olduğu durumlarda, orta kulakta bulunan hava yavaş yavaş kana
emildiği için buradaki basınç azalır. Östaki borusunun tıkanması
ciddi bir orta kulak iltihabı hastalığına yol açabilir. Bu
durumda orta kulak mukozası azalan basınca tepki olarak sıvı
salgılar. Böylece orta kulakta sert, mikropsuz bir sıvı kütlesi
üretilir. Bunun dışarıdan temizlenmesi gereklidir. Kulak ağrısı
genellikle orta kulak iltihabının (cerahatli orta kulak
iltihabının) bir sonucudur. Bu Östaki borusu aracılığıyla kulağa
girmiş olan bakterilerin yol açtığı bir orta kulak hastalığıdır. |
|
|
|
Östaki borusu çocuklarda daha kısa ve yassı olduğu için,
çocuklar bu hastalığa daha yatkındırlar. Hastalığın sonucu
olarak orta kulakta toplanan cerahat baskı altında kalan kulak
zarının iltihaplanmasına yol açar. Kulak zarı kendiliğinden
patlarsa şikâyetler ortadan kalkar. Ancak, eğer kulak zarı
olduğu gibi kalırsa bir iğneyle delinmesi gerekir (parasentez).
Zamanında tedavi edilmezse, enfeksiyon orta kulak arkasındaki
kafatası kemiği boşluklarına, kulak arkasındaki çıkıntılı kemik
(mastoid) hücrelerine de yayılır. Ancak antibiyotiklerin
gelişmesi ve kullanılmasıyla bu tür iltihaplar önemli ölçüde
azalmıştır. Orta kulak iltihabının birkaç kez yinelenmesi ya da
tam olarak tedavi edilmemesi durumlarında iltihap kronik bir
nitelik kazanabilir. Bu genellikle, iltihaplı kulaktan gelen
cerahatli akıntının yol açtığı kötü koku dışında pek bir
rahatsızlığa neden olmaz. İç kulak iltihabı olayları da
görülebilir. |
|
İletken işitme bozukluğu ya da sağırlığa
yalnızca bir kulak kiri tıkanıklığı neden olabilir. Ayrıca
çeşitli orta kulak iltihabı hastalıklarından da kaynaklanabilir.
Orta kulaktaki iltihaplı sıvı nedeniyle iletken sistem artık
görev yapamaz, orta kulak iltihabı kronikleşir, genellikle kemik
zincirinde (çekiç, örs ve özengi) bir biçim bozukluğu ortaya
çıkar. Otosklerozun (iç kulak kapsülünün kemikleşmesinin) yol
açtığı sağırlığa çoğunlukla orta kulağın işlevinin azalması
neden olur. Bu, ergenlikten sonra ortaya çıkan kalıtsal bir
bozukluktur. İlk belirtisi sürekli yüksek perdeden bir ıslık
sesi duyulmasıdır. |
İşitme işlevinin bozulması genellikle tam
bir sağırlığa değil, yalnızca işitme duyusunun bozulmasına yol
açar. Bozukluğun ses titreşimlerini ileten işitme güçlüğü ile iç
kulakta işitme güçlüğü ile içkulakta işitme bozukluğu ya da
algılamadan doğan işitme güçlüğü arasında bir ayırım yapılır,
ikinci durumda bozukluk asıl işitme organında (Korti organında)
veya işitme sinirinde ya da beyinde işitme uyarımlarının
algılandığı bölgelerdedir. Bir diyapozon (çatal biçiminde ses
ölçme aleti) testinin yardımıyla iki bozukluk biçimi de
anlaşılabilir. Bu testlerde hava iletkenliğinin mi yoksa kemik
iletkenliğinin mi daha iyi olduğu saptanabilir. Algılamadan
kaynaklanan işitme bozukluğu halinde her iki iletkenlik de
azalır iletken işitme bozukluğu halinde ise kemik iletkenliği
genellikle aynı kalır.
Günümüzde diyapozon testinin yerini daha geniş ve daha iyi bilgi
sağlayan ses gücünü ölçme aleti (odiometre) kısmen almaktadır.
Bu alet ile değişik düzeydeki hangi ses perdelerinin ve ses
yüksekliklerinin işitilebildiğini saptamak olanaklıdır. |
|
Algılamadan Kaynaklanan Sağırlık |
Bu yaşlılığın normal bir belirtisidir. Yirmi
ve otuz yaşları arasında yüksek perdeden sesleri duyma yeteneği
azalmaya başlar. 65 yaşı aşkın nüfusun en az dörtte biri
sağırlıktan (işitme duyusunun azalmasından) yakınmaktadır.
Yaşlılıktan dolayı sağırlığa ya da işitme güçlüğüne, büyük bir
olasılıkla iç kulakta bulunan duyu hücrelerindeki bir değişiklik
neden olmaktadır. Günümüzde gürültüden dolayı sağırlık gittikçe
daha çok önem kazanmaktadır. 90 dB ya da daha yüksek ses
uyarılan Korti organını sürekli olarak zedeler. Bu nedenle
örneğin fabrikalarda, normal işitme yorgunluğunun işitme
duyusunun sürekli olarak azalmasına yol açmasını önlemek için
ses yoğunluğunun denetlenmesi önemlidir. Algılama duyusunun
yitirilmesine dayanan sağırlık belirli ilaçların, örneğin
streptomisinin uzun bir süre kullanılmasından sonra da ortaya
çıkabilir. Kalıtsal sağırlık da ender görülen bir olay değildir.
Çoğunlukla daha ileri bir yaşta ortaya çıkar.
Kalıtsal olmayan, doğuştan sağırlık yaş ilerledikçe artmaz.
Örneğin gebelik sırasında belirli ilaçların kullanılması ya da
geçirilen kızamıkçık buna yol açabilir. |
İşitme güçlüğünün ameliyat ile tedavisi
ancak bir arada büyümüş olan kulak kemiklerini ayırmanın ya da
bunların yerine protez takılmasının olanaklı olduğu iletken
sağırlığın belirli biçimlerinde olanaklıdır. İşitmeye yardımcı
olan bir aygıt algılamadan doğan sağırlığa göre iletken sağırlık
durumunda daha fazla yarar sağlar.
Ancak bu durumda söz konusu kişinin kendisini alışık olmadığı
bir ses şekline göre ayarlaması gerektiği için, bir işitme
aygıtının kullanılması işitsel eğitimi ile birlikte
uygulanmalıdır. Aslında işitme bozukluğu olan herkesin
yönlendirilmeye gereksinimi vardır. Bu gerçekleşmezse, kişi
kendisini yalnız hissedebilir. Bu özellikle çocuklar için
geçerlidir, çünkü bu çocuklarda konuşmanın gelişmesi de aksadığı
için ek bir sorun ortaya çıkmaktadır. Eğer sağırlık ya da işitme
bozukluğu olduğu erken bir yaşta anlaşılırsa, bunun
sağır-dilsizliğe yol açması işitme eğitiminin ve işitme
aygıtlarının gelişmiş oluşu sayesinde genellikle önlenebilir. Bu
nedenle, söz konusu bozukluğun erken bir yaşta fark edildiği
durumlarda çoğu sağır ya da işitme bozukluğu olan çocuk üç
yaşından önce sağırları eğiten okula gitmeye başlayabilir,
işitme bozuklukları olan çocuklar bazen normal okullara da devam
edebilirler. Ancak bunların diğer çocuklara ayak uydurmaları
oldukça güç olduğu için, geri zekâlı oldukları düşünülebilir.
Oysa bu durum kesinlikle doğru olmadığından yalancı-gerilikten
söz edilir. Doğru ve etkili bir tedaviye karşın, sağır kişilerin
konuşması genellikle kesin bir farklılık gösterir ve konuşma
yetenekleri normal kişilerinkinden daha geri düzeyde kalır. Bu,
sağır kişilerin toplumsal yaşamda sürekli olarak sorunlarla
karşılaşmalarının bir nedenidir. Sağır insanların, dil yeteneği
gerektiren işleri yapabilmeleri çok enderdir. Bu nedenle bu
kişiler için en iyi toplumsal olanaklar el becerilerinin
kullanıldığı alanlar olmaktadır. |
|
Denge organındaki bozukluklar baş dönmesine
neden olur (vertigo). Bu gerçekte böyle bir hareket olmadığı
halde kişinin bedeninin ya da çevresinin hareket ettiği
duygusuna kapılmasıdır. Baş dönmesi genellikle mide bulantısı,
kusma, işitme bozuklukları vb. ile birlikte ortaya çıkar. Bunun
nedeni sinir sisteminde ya da denge organının kendisinde
olabilir. Baş dönmesiyle ilişkili en yaygın hastalık kulak
çınlaması, baş dönmesi ve işitme bozukluğunun görüldüğü Meniere
sendromudur. Yol tutmasına uyarım sürekli olması ve bu nedenle
denge organına aşırı yük binmesi neden olur. Yaşlılarda görülen
baş dönmesi nöbetleri genellikle, denge organından uyarımlar
alan beyin sapındaki damar hastalıklarının bir sonucudur.
Ayrıca, iltihaplanma ya da tümör gibi pek çok başka nedeni
olabilir. Baş dönmesine yol açan hastalıkların tedavisi yoluna
gidildiği gibi tüm baş dönmeleri belirli ilaçlar (antihistaminikler)
kullanılarak tedavi edilebilir. |
|
|