|
|
|
İltihaplanma
beden dokularının bir enfeksiyona, tahrişe ya da yaralanmaya
karşı gösterdiği tepkidir. İltihaplanan alan kırmızı ve sıcak
olur, şişer, acı verir; söz konusu dokunun bedende yerine
getirmesi gereken işlevleri aksar. İltihaplanan dokuda birçok
savunma mekanizması harekete geçtiği için çoğu iltihaplanmalar
çabuk geçer. Bazen cerahatli bir kütle oluşur. Bu kütle beden
tarafından bir kapsül içine alınır. Buna apse denir. Çıban, içi
cerahat dolu olan iltihaplı bir kıl folikülüdür. İltihaplanmalar
kronik bir hale gelebilir. Bunlara bazen bedenin savunma
süreçleri sırasında serbestlenen tahriş edici maddeler neden
olur. |
|
|
|
İltihaplanma ve enfeksiyon sözcükleri genellikle birbiriyle
karıştırılır. Hastalık mikroplarının bedene girmesi enfeksiyona
yol açar. Bunun sonucu olarak, enfekte olan (mikrop kapan)
kısımlarda genellikle iltihaplanma olur. Hastalık mikroplarının
kanda olması halinde iltihaplanma olmayabilir. Enfeksiyon
dışında, tahriş edici maddeler ve yaralanmalar da iltihaplanmaya
neden olabilir. Kimyasal maddeler ayrıştırıcı enzimler ve alerji
yapan maddeler tahriş edici maddelerin bazılarıdır. Bir
yaralanma da (yarada enfeksiyon olmasa bile) bir tür
iltihaplanma sürecine yol açar. Bu, yaranın çabuk kapanması
açısından önemlidir. Yaralanma sırasında zarar gören hücrelerden
iltihaplanmaya neden olabilecek tahriş edici maddeler
serbestlenir.
|
|
|
|
Bir
İltihaplanmanın Normal Seyri |
|
İltihaplanma kan damarlarının bir
tepkisiyle baslar. Damar dokularındaki kasların felç olması
nedeniyle, kan damarları genişler. Bu genişleme etkilenen kısma
giden kan akımının artmasına (kan hücumuna) neden olur.
Etkilenen kısım kırmızı ve sıcaktır. Ayrıca, damar duvarları
proteinlerin doku sıvısına geçmesine olanak verir; oysa normal
olarak proteinleri geçirmezler. Bunun yararı kandan gelen
savunma proteinlerinin iltihaplı alana girmeleri
kolaylaşmaktadır. Doku sıvısında fazla protein bulunmasının
olumsuz yönü ise dokuda çok fazla sıvının kalmasıdır.
Yerel bir ödem
oluşur, şişkinlik ve yüksek basınç belirir. Normal durumda kanda
daha çok protein bulunduğu için, kan dokulardan sıvıyı çeker.
Basıncın yükselmesi iltihaplı kısımdaki sinirleri ve duyu
hücrelerini uyarır. Bu uyarma ağrıya neden olur. Zedelenen
hücrelerden salınan maddeler de ağrıya neden olabilir ya da en
azından ağrıyı yoğunlaştırabilir. Mukoza dokusu şişemediği için
mukoza iltihaplanmaları (nezleli iltihap ya da nezle) biraz daha
farklı bir seyir izler. Ancak örneğin burun nezlesinde sürekli
bir sıvı boşaltımı vardır. Ölü ya da ayrışmış hücre
artıklarından salınan maddeler ve bakteriler gibi bir
iltihaplanma sürecinde ortaya çıkan artık ürünler iltihaplı
dokudan çıkarak kana girebilir ve bedenin diğer kısımlarını,
özellikle beyni etkileyebilir. İltihap yayılırsa halsizlik,
iştahsızlık, ateş ve yüksek nabız gibi genel rahatsızlık
(kırıklık) belirtilerine yol açar. Dokuda biriken sıvıda
proteinlerin yanı sıra birçok beyaz kan hücresi bulunur. Bu
hücreler tehlikeli maddeleri yok edebilir. Ayrıca doku sıvısında
bulunan pıhtılandırıcı proteinler iltihaplı dokuda fibrin-iplik
ağlarının oluşmasına neden olur. Genellikle savunma süreçleri
hemen belirir dokuda birikmiş olan sıvının yok olmasına ve
normal durumun sağlanmasına yol açar. |
|
Çıban sarı bir başı olan, acı veren,
kırmızı bir şişkinliktir. Bir kıl bezciğinde (folikül)
stafilokok türünden cerahat bakterilerinin neden olduğu bir
iltihaplanma sonucunda ortaya çıkar. Kıl bezciğinde cerahat
birikir. Bu nedenle çıban apseden çok ampiyeme benzer. Çıban kıl
bulunan her yerde çıkabilir. Özellikle boyunda, saç çizgisi
boyunca çok sık görülür. Çıbanlar çok özenli bir bakım
gerektirir. Bunları sıkarak boşaltmaya çalışmak çok
tehlikelidir. Bu durumda cerahatin yandaki dokulara doğru
zorlanması ya da cerahat ve bakterilerin kana karışması
olasılığı çok yüksektir; böyle olunca da çok ciddi
komplikasyonlara yol açabilir. Çıbanlar genellikle kendilerini
çevreleyen kıl bezciklerine de sıçrama eğilimi gösterirler. Bu
durumda yan yana bulunan bir çıban kütlesi, yani bir şirpençe
oluşur. Antibiyotik tedavisi gereklidir ve söz konusu kişi
sağlığına özen göstermeli ve dinlenmelidir. |
Bedenin enfeksiyona karşı olan savunması
başarılı olmazsa, birçok hücre ve beyaz kan hücresi ölür. Bu ölü
hücreler, ölü bakteriler varsa onlarla birlikte, çok geçmeden
sıvılaşacak olan bir kütle oluştururlar. Bu kütleye cerahat
denir. Bu, özellikle streptokok ve stafilokok gibi bakterilerin
yol açtığı enfeksiyon durumunda görülür. Genellikle cerahat
kütlesi yeni oluşmuş bağ dokusundan meydana gelen bir kapsül ile
hemen sarılır ve böylece bir cerahat kesesi (apse) oluşur. Apse
ancak tüm cerahat kütlesinin dışarıya akmasıyla iyileşir. Kese
patlarsa, cerahat kendiliğinden dışarı akabilir. Bazen
olgunlaşmamış olan bir apseyi delmek ya da kesmek daha doğru
olur. Bu nedenle işleyen bir apsenin üzerine sert bir biçimde
bastırmak kesinlikle yanlıştır, çünkü apsenin üzerine
bastırılması cerahatin yayılmasına neden olabilir. Cerahat
dokudaki yarıklara dolarsa, yaygın bağ dokusu iltihabına (selülit)
yol açar. Doku iltihabının yayılması ölümcül olabilir. Apsenin
işlemesi sıcak kompres yapılarak ve yara merhemi sürülerek
hızlandırılabilir. Sıcak kompres apsenin çevresinde bulunan
dokulardaki kan dolaşımını arttırır.
Derideki apselerden başka, akciğerlerde (akciğer apsesi),
karaciğerde (karaciğer apsesi), beyinde (beyin apsesi) ve çene
kemiğinde de (genellikle diş kökü apsesi biçiminde) apse
görülebilir. Derinin altında bir yerde apse olursa, cerahatin
dışarı çıkabilmesi için deri yüzeyine doğru bir kanal (fıskül)
oluşur. Bu kanal (fıskül) genellikle ameliyat gerektirir. Bir
boşlukta, örneğin iç kulak iltihabında iç kulakta ya da
karaciğer apsesinin patlamasından sonra mesanede cerahat
birikmesine ampiyem denir. Eğer cerahat tümüyle akıtılmazsa,
ampiyem yeni enfeksiyonlara kaynak olabilir. |
|
Ülser kolaylıkla geçmeyen bir yaradır.
Apse ya da çıban gibi bir iltihaplanma sürecinin bir sonucu
değildir. Örneğin kan dolaşımının yetersiz olması derinin
iyileştirici özelliklerini zedelerse, deri ülseri oluşabilir.
Bir yaranın mikrop kapması halinde, bunun iyileşmesi çok uzun
sürebilir ve ülser oluşabilir. Bu durumda bir iltihaplanma
süreci belirir. Ayrıca sürekli tahriş mide ülseri gibi ülser
türlerine de neden olabilir. Bazen frengide olduğu gibi kronik
iltihaplanmalar da ülsere yol açabilir. |
İltihaplanan dokudaki savunma süreçleri
sırasında bakteriye zararlı maddeleri yok etmek için savunma
hücrelerinin ürettiği enzimler gibi tahriş edici maddeler
serbestlenebilir. Bu maddeler çevrelerinde bulunan sağlıklı
hücreleri etkileyip zedeleyebilir. Bunun bir sonucu olarak zarar
gören hücreler yeni bir iltihaplanma sürecine neden olan
maddeler salarlar. Bu süreçte savunma hücreleri faaliyete
geçerek tahrip olan hücreleri ortadan kaldırırlar. Zararlı
enzimlerin yeniden salınması halinde bu süreç uzunca bir zaman
devam edebilir. İltihabın ilk nedeni çoktan ortadan kalkmıştır.
Bu tür kronik iltihaplanmalar artık antibiyotiklere cevap
vermezler. Ancak iltihaplanmaya karşı bir ilaç (antiflojistik)
iltihaplanma süreçlerini yavaşlatmaya ve hücrelerin
zedelenmesini azaltmaya yardımcı olabilir. Yine de, genel
olarak, bu tür patolojik (hastalıklı) süreçlerin tedavi edilmesi
güçtür ve özellikle eklemler, böbrekler ve karaciğer gibi önemli
ve hassas organların etkilenmesi halinde bu süreçler ciddi
hastalık belirtilerine yol açabilir. Kronik iltihaplanmalar
ortadan kaldırılmaları güç olan, ancak bedene yayılmayan çok
inatçı bakteri ya da virüslerin neden olduğu enfeksiyonlar ile
birlikte görülür. Bunlar bedene yayılsalar idi, ölüme neden
olurlardı. Bunun bir örneği tüberkülozdur. Tüberkülozda
etkilenen dokuda bir kapsül ile çevrelenmiş olan bakteri
yuvaları gelişir. Kronik iltihaplanmalarının bir başka nedeni,
bir cam kırığı ya da bir toplu iğne gibi, yabancı cisimlerin
yutulması da olabilir.
İltihaplanmaların yalnızca başlangıçta etkilenen dokuyla sınırlı
kalması gerekmez. Savunma cisimleri parçalanmadan ve zararlı
maddeler salgılamadan önce kan ile taşınarak diğer organların
kılcal damar sisteminde birikebilir ve bunların zedelenmesine
yol açabilir.
Akut romatizmal ateş ve akut glomerülonefrit genellikle bu
şekilde ortaya çıkar. Bu iltihaplanmalar da kronik bir hal
alabilir. Bir bakteri enfeksiyonundan sonra savunma
mekanizmaları yetersiz olursa, bakteriler bunları yenebilir ve
bedene yayılabilirler. Bunlar bir lenf damarına girerlerse, lenf
damarı iltihabına (lenfanjit) ya da lenf bezi iltihabına yol
açabilirler. Kana girip, orada çoğalırlarsa, genellikle yüksek
ateşle birlikte ortaya çıkan kan zehirlenmesine (sepsis) neden
olurlar. Bakteriler kanda yayılır ve diğer organlara girip
oralarda da yayılmaya başlarlarsa, buna metastatik (bedenin bir
organından diğerine sirayet eden) iltihaplanma denir. Metastatik
iltihaplanmalar antibiyotiklere cevap verirler. Böyle bir
iltihaplanma karaciğerde, beyinde ve akciğerlerde apse
oluşmasına neden olabilir. |
|
|