Sağlık web sayfamıza hoşgeldiniz !!!!

Kategoriler

 Ana Sayfa
 Hastalıklar
 İncelemeler
 Çocuk Sağlığı
 Sağlıklı Yaşam
 Tedavi Önerileri
 Yaşlılık
 Psikoloji
 İlkyardım
 Tıp Sözlüğü
 Sağlık Bilgileri
 Sağlığımız
İlaçlar
 Şifalı Bitkiler
Hastaneler
 Sağlıklı Yemek Tarifleri

Sağlık

 İnsan ve Çevresi
 Sağlık Bilgisi
 Beslenme
 Vitaminler
Zayıflama
 Egzersiz
Beden Bakımı
 Ağız Sağlığı
 Uyku
 Kötü Alışkanlıklar
 Tütün
Alkol
Uyuşturucular
Uyarıcılar

Başlıca Hastalıklar

Doğuştan Hastalıklar
Enfeksiyöz Hastalıklar
Ruhsal Hastalıklar
Depresyon
Nevroz
Psikoz
Ateş
İltihaplanma
Yaralar
Urlar
Kanser
Ödem
Mide-Bağırsak Hastalıkları
Damar Hastalıkları
Kan Hastalıkları
Böbrek ve İdrar Yolu
Sinir Hastalıkları
Beyin Hastalıkları
Solunum Sistemi Hastalıkları
Omurilik Hastalıkları
Kemik ve Eklem Hastalıkları
Kas Hastalıkları
Deri Hastalıkları
Kalp Hastalıkları
Kulak Hastalıkları
Cinsel Hastalıklar

Tedavi

İlk Yardım
Doktor
Muayene
Radyolojik Muayene
İlaçlar
Ağrının dindirilmesi
Ruhsal Etkili İlaçlar
Antibiyotikler
Hastane
Ameliyat
Doku ve Organ Nakli
Radyoterapi
Diş Tedavisi
Psikiyatrik Tedavi
Doğal Tedavi
Homeopati
Akupunktur

 
 
Enfeksiyöz Hastalıklar
Enfeksiyöz hastalıklar insan hastalıklarının hala en önemli bölümünü oluşturmaktadır. Bu grup bakteriler ve virüsler ile bulaşan hastalıklar ile parazitlerin yol açtığı hastalıkları kapsar. Bunlar hastalık mikrobunun bedene girip, çoğalmasıyla gelişir. Birçok enfeksiyöz hastalığın yayılması sağlık önlemleri alınarak kısıtlanabilir: bazıları da aşı yapılarak engellenebilir. Günümüzde bu hastalıkların birçoğu ilk belirtilerin ortaya çıkmasından sonra etkin bir biçimde tedavi edilebilir. Bu hastalıkların pek çoğu bulaşıcıdır, yani bir insandan diğerine geçebilir.
 
 

Enfeksiyon, hastalığa neden olan organizmanın bedene girmesi sonucunda ortaya çıkar. Bunlar en çok solunum yoluyla ya da mikroplu yiyecek yenmesiyle bedene girerler. Enfekte olduktan sonra (yani bu organizmalar bedene girdikten sonra) bir hastalığın ortaya çıkıp çıkmaması bedenin direncine ve savunma mekanizmalarına bağlıdır. Örneğin midedeki asit birçok hastalık mikrobunu, bunlar daha mideye zarar vermeden öldürür. Bedene giren mikroplarla tüm bedene yayılmış olan beyaz kan hücreleri; dalak ve lenf bezlerindeki lenf dokusu gibi savunma mekanizmaları uğraşır. Eğer bedene giren mikroplar yok edilmezlerse, bunlar öylesine hızlı çoğalırlar ki, bedenin işlevleri önemli ölçüde aksamaya başlar. Hastalığın bulaşması ile ateş, iltihaplanma, ağrı ve genel halsizlik gibi ilk belirtiler arasında geçen süreye kuluçka devresi denir. Bir kez enfekte olduktan sonra beden, hastalığa yol açan bu belirli organizmalara karşı özel bir savunma (bağışıklık) geliştirebilir. Böylece mikrop bir kez daha alınsa bile, hastalığın ortaya çıkması önlenir. Günümüzde bu süreçte doğaya yardımcı olabilmek için aşı yapılmaktadır.

Hastalık Yaratan Etmenler
Hastalık yaratan etmenler arasında en iyi bilinenleri bakterilerdir. Bunlar mikroskop altında küçük çubuk (basiller), küre (koküs), helezon (spiral) vb. biçiminde görülen ve bitkiye benzeyen tek hücreli organizmalardır. Bunlara genellikle kanda, mukoza tabakaların da ya da doku hücreleri arasında rastlanılır. Tamamen farklı bir grubu ise virüsler oluşturur. Bunlarda tam hücre bulunmaz ve normal bir mikroskop altında görünmezler. Virüslerin çoğalabilmeleri için başka hücrelere girmeleri gerekir. Virütik hastalıklarla mücadele edilmesinin güç olmasının nedenlerinden birisi budur; ilaçlar henüz enfekte olan ile enfekte olmayan hücreleri birbirinden ayırt edememektedir. Mantar hastalıklarına küçük bitkiler olan mantarlar neden olur. Ancak bunlar diğer bitkiler gibi, gelişmek için, güneş ışığını ve karbondioksiti kullanamadıkları için, canlı organizmaların artıkları üzerinde yaşarlar. Bu nedenle birçok mantar insanların derisinin üstünde, içinde ve mukoza tabakalarında yaşarlar; buralarda büyümelerini sürdürürler ve besinlerini sağlarlar. Atlet ayağı gibi birçok deri mantar hastalıkları ender olarak bulaşıcıdır ve tehlikeli değildirler.
 
 
Hastalığın nedeni biyologların hayvanlar evreni içinde sınıflandırdıkları bir organizma ise, bir parazit hastalığından söz edilir. Bunlar sıtma (nedeni bir tek hücreleri), amibik dizanteri (nedeni bir amip) ve trikomoniasis (nedeni bir trikomonad) gibi hastalıklara yol açan tek hücreli organizmaları kapsar. Paraziter hastalıklarının önemli bir bölümünü tenya (bağırsak şeridi) emici kurtlar ve askaris gibi çeşitli solucanların yol açtığı kurt hastalıkları oluşturur. Bunların çoğu bağırsaklarda yaşarlar ve besinlerini buradaki yiyeceklerden sağlarlar. Bunlar genellikle çok zararlı değildirler. Diğer kurtlar bedene girer ve belirli organlarda ve kanda yaşarlar. Bunlar bu organlara bazen büyük zarar verirler. Bu parazitlerin çoğunun özelliği yaşam devrelerinin çok karmaşık olmasıdır. Üremek için genellikle birkaç konak (içinde bir parazitin yaşadığı canlı) kullanırlar. Uyuz hastalığına sarkopt (kaşıntı kurdu) denen bir parazit neden olur. Bu, deride yuva yapan örümceğe benzer bir böcektir. Bunların en önemlileri bit ve pire gibi deri üstünde yaşayan parazitlerdir. Bunların yol açtığı zarar enfeksiyöz hastalıklar grubu altında daha fazla yer verilmeyecek kadar önemsizdir. Kişinin böcek sokmalarına karşı aşırı duyarlı olmadığı durumlarda böcek sokması yalnızca geçici bir kaşıntıya neden olur. Kişinin buna karşı aşırı duyarlı olması halinde deride lekeler, nefes kısılması hatta şok gibi ciddi tepkiler ortaya çıkabilir. Ender olarak, tıbbi yardım görmemesi halinde hasta ölebilir.
Hastalık Bulaşması
Hastalık yaratan etmenler genellikle, insan ya da hayvan, bizzat hasta olan ya da en azından çok sayıda hastalık mikrobu taşıyan bir taşıyıcıdan kaynaklanır. Çoğunlukla bu mikroplar söz konusu taşıyıcıdan dışkı ya da öksürük aracılığıyla dışarı atılırlar. Aslında, tüm çevremizde sayısız hastalık mikrobu vardır ve yalnızca savunma mekanizmalarımız bizi bunların yol açtığı hastalıklara karşı korur. Ancak, taşıyıcılarla yakın temas ya da sağlık koşullarının yetersiz olması gibi belirli koşullar altında hastalık öylesine yayılabilir ki savunma mekanizmalarımız bunlarla başa çıkmakta başarısız kalabilir. Bazen bulaşmadan sonra hastalık mikroplarının izlediği yol çok kısadır. Örneğin cinsel hastalıklarda, mikrop cinsel ilişki sırasında hastalığı taşıyan kişiden diğerine bulaşıcı sıvı ve mukoza aracılığıyla geçer. Mikroplar beden dışında yaşayamadıkları ve hemen yok oldukları için diğer bulaşma olasılıkları geçerli olmaktan uzaktır. Ancak diğer mikroplar daha az duyarlıdırlar ya da birkaç yıl boyunca bir uyku haline girerler (örneğin birçok bakterinin oluşturduğu sporlar ya da üreme cisimcikleri) ve ancak elverişli koşulların ortaya çıkmasıyla canlanırlar. Sinek, bit ve sivrisinek gibi ara taşıyıcıların hastalık mikroplarının yayılmasında payları vardır. Bunlardan kendileri söz konusu hastalıklardan etkilenmezler ve bazen yalnızca mikropları bedenlerinde taşırlar. Bulaşıcı bir hastalığın kesin bir tanımını verebilmek oldukça güçtür. Ancak, bunun için, bulaşma olasılığının yüksek olması gerekir ve genellikle hastalık bir kişiden diğerine geçebiliyorsa bulaşıcı demektir. Hastalığın bulaşma olasılığı yüksek ve çoğu kişinin direnci az ise, bir salgın ortaya çıkabilir. Kısa bir süre içinde çok sayıda insana mikrop bulaşır, bunlar hastalanır ve diğerlerine de hastalığı bulaştırırlar. Nezle ve grip genellikle salgın biçiminde yayılır ancak bunlar çok ciddi hastalıklar değillerdir.

En tehlikeli bulaşıcı hastalıklar çok ciddi ya da ölümcül bir seyir gösterenlerdir. Bütün ülkelerde bu tür hastalıkların denetimi devletin sorumluluğundadır. Böyle tehlikeli bir hastalığın ortaya çıkması halinde, hasta olanları ve hasta olanlarla ilişkide bulunmuş olan (ve bu nedenle hastalık mikrobunu kapmış olabilen) herkesi bulmak için tüm olanaklı önlemlerin alınması ve bu kişilerin hastalığı yaymamaları için karantinaya alınmaları gerekir. Doktorlar belirli hastalıkları görünce, yetkililere bildirmek zorundadırlar. Nüfusun olanaklı olduğu kadar büyük bir bölümüne zorunlu aşı yapmak da salgını önlemek için yetkililerin elinde olan önemli bir araçtır.
Çocuk Hastalıkları
Bazı bulaşıcı hastalıklar özellikle çocukluk döneminde görülür. Kızamık, kızamıkçık, suçiçeği ve cilt döküntüsü (roseola infantum) gibi çoğu çocukluk hastalığının nedeni virüslerdir. Yalnızca kızıl, bakterilerin yol açtığı bir çocukluk hastalığıdır. Bazı çocukluk hastalıklarında beliren tipik bir cilt döküntüsü (egzamtem) hastalığın kolayca tanınmasını sağlar. Yukarıda sözü edilen hastalıkların özellikle çocuklarda görülmesinin nedeni çocuklarda savunma mekanizmasının henüz yeterince gelişmemiş olmasıdır. İnsan belirli bir çocukluk hastalığını bir kez geçirdikten sonra, tüm yaşamı boyunca bu hastalığa karşı genellikle bir bağışıklık kazanır.

Daha sonraki yaşta geçirilen çocukluk hastalıkları daha ağır olur ve çoğunlukla komplikasyonlara yol açar. Çocuklukta ise bu hastalıklar bazen fark edilmeden bile geçer.

Yaşam Devresi

 Doğacak Çocuk
 Doğacak Çocuk 2
 Düşük ve Kürtaj
 Doğum
 Yeni Doğmuş Bebek
Yeni Doğmuş Bebek Hastalıkları
 Bebek
 Bebeğin Beslenmesi
 Yuva Öncesi Dönem
 Yuva Dönemi
 Okul Çağındaki Çocuk
 Sorunlu Çocuklar
Ergenlik
 Cinsellik
 Kadın ve Erkek
 Üretken Dönem
 Doğum Kontrolü
 Gebelikte Kadın
Çocuksuzluk
 Yaşlılık
 Ölüm

İnsan Bedeni

 Baş ve Boyun
 Göğüs
 Karın
 Sırt
Kol ve Bacaklar
 Hücre, Doku ve Organlar
 Kalıtım
 Metabolizma
 Solunum
 Konuşma
 Konuşma Bozuklukları
Sindirim Sistemi
 Sindirim
 Sindirim Bozuklukları
 Dişler
 Kan Dolaşımı
 Kan
Kalp
 Dolaşım Bozuklukları
 Lenf Sistemi
 Bağışıklık
 Bağışıklık Bozuklukları
 Böbrekler ve İdrar Yolları
 Sinir Sistemi
Beyin
Bilinç Bozuklukları
 Omurilik
 Hormonlar
 Hormon Bezleri
 Hormon Bozuklukları
 Kemik ve Eklemler
 Kas Sistemi
Deri
 Göz
 Göz Bozuklukları
 Kulak
 Koku ve Tat Alma
 Cinsel Organlar
 Cinsel İlişki
 Cinsel İlişki Sorunları

Doktorlar

 Dr.Haydar Dümen
 Doç.Dr.Teoman Kadıoğlu
 Prof.Dr. Derin Kösebay
 Dr.Mehmet Öz

       Copyright © 2009-2012  www.saglikweb.com iletişim : admin@saglikweb.com

Sitemizde yayınlanan konular kesinlikle tedavi amaçlı değildir. Bilgilendirme amaçlıdır.

Bu site en iyi 1024x768 çözünürlükte görüntülenmektedir.

Sitemap / robot