Sağlık web sayfamıza hoşgeldiniz !!!!

Kategoriler

 Ana Sayfa
 Hastalıklar
 İncelemeler
 Çocuk Sağlığı
 Sağlıklı Yaşam
 Tedavi Önerileri
 Yaşlılık
 Psikoloji
 İlkyardım
 Tıp Sözlüğü
 Sağlık Bilgileri
 Sağlığımız
İlaçlar
 Şifalı Bitkiler
Hastaneler
 Sağlıklı Yemek Tarifleri

Sağlık

 İnsan ve Çevresi
 Sağlık Bilgisi
 Beslenme
 Vitaminler
Zayıflama
 Egzersiz
Beden Bakımı
 Ağız Sağlığı
 Uyku
 Kötü Alışkanlıklar
 Tütün
Alkol
Uyuşturucular
Uyarıcılar

Başlıca Hastalıklar

Doğuştan Hastalıklar
Enfeksiyöz Hastalıklar
Ruhsal Hastalıklar
Depresyon
Nevroz
Psikoz
Ateş
İltihaplanma
Yaralar
Urlar
Kanser
Ödem
Mide-Bağırsak Hastalıkları
Damar Hastalıkları
Kan Hastalıkları
Böbrek ve İdrar Yolu
Sinir Hastalıkları
Beyin Hastalıkları
Solunum Sistemi Hastalıkları
Omurilik Hastalıkları
Kemik ve Eklem Hastalıkları
Kas Hastalıkları
Deri Hastalıkları
Kalp Hastalıkları
Kulak Hastalıkları
Cinsel Hastalıklar

Tedavi

İlk Yardım
Doktor
Muayene
Radyolojik Muayene
İlaçlar
Ağrının dindirilmesi
Ruhsal Etkili İlaçlar
Antibiyotikler
Hastane
Ameliyat
Doku ve Organ Nakli
Radyoterapi
Diş Tedavisi
Psikiyatrik Tedavi
Doğal Tedavi
Homeopati
Akupunktur

 
 
Doğuştan ve Kalıtsal Hastalıklar
Doğuştan hastalıklar doğum sırasında var olan tüm sakatlıkları ve bozuklukları kapsar. Bunların bazıları kalıtsal, yani çocuğun anne babadan aldığı kromozomlardaki bir eksikliğin sonucudur. Bunun iyi bilmen bir örneği hemofili (yalnız erkeklerde görülen pıhtılaşmanın olmaması) hastalığıdır. Bu nedenle kalıtsal hastalıklar yumurtanın döllendiği andan itibaren vardır. Yumurta normal olarak döllendikten sonra embriyo, özellikle gebeliğin ilk üç ayında zarar görürse doğuştan bir bozukluk meydana gelebilir. Doğum sırasındaki zedelenmeler de doğuştan bozukluklar olarak kabul edilir.
 
 
Doğuştan itibaren var olan hastalık ve sakatlıklara doğuştan hastalık ya da doğuştan sakatlık denir.

Doğuştan sakatlık temel olarak bedendeki anormallikleri kapsar. Yaklaşık olarak insanların % 1.5'i çok ya da az önemli doğuştan hastalık ya da sakatlık gösterir. Bu vakaların yalnızca % 20 kadarının nedeni kesin olarak bilinebilmektedir. Bunlar, annenin gebelikte geçirdiği zehirlenme ya da bir başka hastalık gibi bebeğin normal gelişmesini aksatan, teratojenik bir etmenin etkisi altında gelişen bozuklukları kapsar. Bir başka grubu genetik malzemedeki kromozom eksiklikleri oluşturur. Bunlar yalnızca bebeğin gelişme süreci içinde değil, hücrelerin tüm yaşamı boyunca önemli bir rol oynarlar. Bu tür doğuştan hastalıklar kendi içinde ikiye ayrılır. Birincisi gerek cinsiyet hücrelerindeki, gerekse döllenmiş yumurta hücrelerindeki bölünmeler sırasında meydana gelen anomali nedeniyle rastlantısal olarak ortaya çıkan bozuklukları kapsar.
 
 

Örneğin, ancak yaşam sürelerinin sonuna doğru dölleyen ya da döllenen sperm ya da yumurta hücrelerindeki kromozomlarda bir bozukluğun bulunma olasılığının yüksek olduğu kabul edilmektedir. Ancak ortaya çıkan bozuklukların kalıtsal olması gerekmez, ikinci grup anne babadan çocuğa geçen kalıtsal bozuklukları kapsar. Ancak çoğu doğuştan hastalık ya da sakatlık durumunda, açık bir neden bulunamamaktadır ve çeşitli kromozomal, teratojenik ya da kalıtsal etmenlerin birlikte rol oynadığı kabul edilmektedir. Bazı bozukluklar öylesine ciddidir ki bebek yaşayamaz ve gebelik sona ermeden kendiliğinden düşüğe yol açar.

Kromozom Bozuklukları
Bazı kişilerde bulunan kromozom sayısı ya da kromozomların biçimi anormal olabilir. Bu, çocuğun hücreleri mikroskop altında incelenerek saptanabilir.

Bir çiftte bulunan iki kromozom da bir cinsiyet hücresine gider ve sonra da iki cinsiyet hücresi birleşirse, ortaya iki çift kromozom değil, üç çift çıkar. Buna trisomi (üçlü olma hali) denir. Bu durumun sonucu ilgili kromozomun niteliğine bağlıdır. Örneğin (21 numaralı kromozom çiftinden oluşan) trisomi-21 mongolizme neden olur. Diğer mongolizm biçimlerinde kromozomun belirli parçaları bozuktur. Cinsiyet kromozomlarının çok fazla ya da çok az olması da Klinefelter sendromu (XXY) ve Turner sendromu (XO) gibi belirli cinsel özellik bozukluklarına yol açar.
Teratojenik Etmenler
Annenin gebeliği sırasında geçirdiği bazı bulaşıcı hastalıkların teratojenik (ucube-oluşturucu) bir etkisi olabilir. Bunun en iyi bilinen örneği kızamıkçıktır. Bu virüsün embriyodaki hücre bölünmelerini aksattığı sanılmaktadır. Bunun sonucu olarak ortaya çıkan bozukluk hastalığın gebeliğin hangi evresinde geçirildiğine bağlıdır. Bu bozukluklar katarakt (göz perdesi), anormal derecede küçük gözler, iç kulak bozuklukları nedeniyle sağırlık, kalp ve beyin bozuklukları gibi durumları kapsar. Göz merceği gebeliğin altıncı haftasında oluştuğu için, katarakt genellikle, kadının gebeliğin altıncı haftasında kızamıkçık olması halinde ortaya çıkan bir bozukluktur. En önemli bozukluklar kadının gebeliğin ilk dört haftası içinde hastalığa yakalanması halinde meydana gelir. Hastalığın sekizinci haftadan sonra geçirilmesi çocukta bir bozukluk olma olasılığını büyük ölçüde azaltır, üçüncü aydan sonra ise çocuğu etkilemesi söz konusu olmaz. İyi bilinen diğer bir hastalık toxoplasma gondii parazitlerinin neden oluğu toksoplazmoz'dur. Yetişkinlerde bu hastalık çoğunlukla fark edilmeden geçer; doğmamış çocukta ise göz ve beyin zedelenmesine yol açabilir. Annede frengi olması da çocukta bozukluklara neden olur. Röntgen radyasyonu ve radyoaktivite de özellikle merkez sinir sistemini tahrip eden teratojenik etmenlerdir. Bazı ilaçların da teratojenik bir etkisi olduğu anlaşılmıştır. Bunların en ünlüsü talidomiddir. Bu ilaç kol, bacaklarda, bazen de kalp ve bağırsaklarda önemli anormalliklere neden olmaktadır. İlacın bu etkileri anlaşılır anlaşılmaz, ilaç piyasadan çekildi ama o zamana kadar yeterince zarara yol açmıştı bile. Hayvanlar üzerinde yapılan talidomid deneylerine hiçbir teratojenik etkinin ortaya çıkmamış olduğunu belirtmek gerekir.

Doğuştan bozukluk olarak ortaya çıkan farklı bir hastalık da yeni doğan bebekte hemoliz (kırmızı kürelerdeki hemogolibinin entoksikasyon ya da bakteri toksinleri ile dışarı çıkması) olmasıdır. Bu hastalık anne ile bebeğin kanı birbiriyle uyuşmuyorsa ortaya çıkar. Bu durumda çocuğun kanı bozulduğu için önemli gelişme aksaklıklarına yol açabilir.

Çocuğun kanının taze kan ile değiştirilmesi kan bozulmasını çoğunlukla bir ölçüye kadar önleyebilir. Doğuştan bozukluklar aynı zamanda doğum sırasındaki güçlükler nedeniyle meydana gelen doğum zedelenmelerini de kapsar. Uzun süren güç bir doğum sırasında çocuğa gereken miktarda kan ulaşmadığından oksijenin de yetersizleşmesi çok ciddi hasara yol açar. Beyin önemli ölçüde zedelenebilir. Ayrıca, doğum kanalının dar olması nedeniyle çocuğun başına fazla basınç binmesi ya da doktorun forseps kullanması nedeniyle çocuğun başı da zedelenebilir. Bu tür zedelenmeler genellikle kalıcı değildir.
Kalıtsal Bozukluklar
Bazı kalıtsal bozuklukların etkisini birkaç kuşak boyunca sürdürdüğü anlaşılmıştır. Akondroplazi, yarık damak ve tavşan dudağı, doğuştan kalça çıkığı, yumru ayak ve şekerli diyabet gibi bozukluklar belirli ailelerde daha sık görülmektedir. Yakın kan akrabalarıyla evlenen kişilerin çocuklarında bu bozuklukların ortaya çıkma olasılığı daha yüksektir. Yakın akrabalar arasındaki evliliklere aynı kandan evlilik denir. Bütün toplumlarda kız ve erkek kardeşler ya da anne baba ve çocukları gibi çok yakın akrabalar arasındaki evlilikler yasaklanmıştır. Kuzenlerin birbirleriyle evlenmelerine bazı toplumlarda izin verilmektedir.

İki kardeşin evlenmesi halinde her ikisi de anne babalarından aynı bozuk kromozomları almış oldukları için, bunların çocuklarında doğuştan bir bozukluk olma olasılığı dörtte birdir; çünkü bozuk kromozomların her biri çocukta yeni bir kromozom dizisi oluşturur.

Kalıtsal mekanizmanın rol oynadığı bozukluklar doğuştan metabolizma anormalliklerini de kapsar. Bu tür durumların çoğunda bir enzim eksik olduğu için belirli bir maddenin metabolizması eksik kalır. Bu enzim eksikliği bir kromozomdaki tek bir anormalliğin bir sonucudur.

Fenilketonuri ve galaktozemi gibi hastalıklarda, sağlıklı insanlarda bu tür eksik kromozomlardan bulunup bulunmadığı önceden araştırmak bile olanaklıdır. Bu tür kromozomlardan bulunduğu anlaşılırsa, bu kişilerin çocuk sahibi olmamaları daha doğrudur. Cinsiyet kromozomlarının anormal olmasından kaynaklanan doğuştan bozukluklar cinsiyet ile bağlantılı bozukluklar denen özel bir kalıtsal hastalık grubunu oluşturur. Erkeklerde her zaman bir eksik cinsiyet kromozomu (Y) bulunduğu için bu tür bozukluklar yalnız erkeklerde görülür. Erkeklerin tek X kromozomunda bulunan tüm özellikler bebeğe yansır. Kadınlarda her zaman iki X kromozomu vardır ve bu nedenle birisi genel olarak normaldir. Cinsiyet ile bağlantılı bozukluklara örnek olarak renk körlüğü ve hemofili hastalığı gösterilebilir.
Sık Görülen Bozukluklar
Tavşan dudağı daha çok yaşlı annelerin çocuklarında (özellikle erkek çocuklarında) görülür. Daha az rastlanan aynı tür bir bozukluk ise yarık damaktır. Bu, daha çok kızlarda görülür. Omurga kanalının arka duvarının bir kısmının açık kaldığı durumlarda (spina bifida) sinir kavislerinden biri ya da daha fazlası aralıktır. Bazen bedendeki doğal kanallar doğuştan tıkalı olur. Bu durum daha çok yemek borusunda ve makatta görülür. Her iki bozukluk da ameliyat ile düzeltilebilir.

Hirschsprung hastalığında kalın bağırsağın bir kısmında peristaltik hareketlerle ilişkili olan gerekli sinir hücreleri eksiktir. Bu, kabızlığa ve barsak tıkanmasına yol açar.

Kol ve bacaklardaki sakatlıklar oldukça yaygındır. Sindaktili durumunda parmaklar ya uçlarından ya da diplerinden birbirine yapışıktır. Polidaktili durumunda ise el ya da ayakta bir fazla parmak vardır. Fazladan olan parmak genellikle başparmak ya da küçük parmaktır.

Kol ya da bacaklardaki daha ciddi sakatlıkla hiç kol ya da bacak olmaması ve el ve veya ayakların gövdeye küçük, şekilsiz oluşmuş kemiklerle birleşmesidir.
Mikromiyelide (omuriliğin normalden küçük olması) kol ve bacakların tüm kemikleri vardır, ancak bunlar son derece kısadır. Bu anormalliklerin nedeni embriyonun gelişmesinin ikinci ve üçüncü aylarındaki hücre bölünmesinde ve büyüme sürecinde meydana gelen aksaklıklardır.

Yaşam Devresi

 Doğacak Çocuk
 Doğacak Çocuk 2
 Düşük ve Kürtaj
 Doğum
 Yeni Doğmuş Bebek
Yeni Doğmuş Bebek Hastalıkları
 Bebek
 Bebeğin Beslenmesi
 Yuva Öncesi Dönem
 Yuva Dönemi
 Okul Çağındaki Çocuk
 Sorunlu Çocuklar
Ergenlik
 Cinsellik
 Kadın ve Erkek
 Üretken Dönem
 Doğum Kontrolü
 Gebelikte Kadın
Çocuksuzluk
 Yaşlılık
 Ölüm

İnsan Bedeni

 Baş ve Boyun
 Göğüs
 Karın
 Sırt
Kol ve Bacaklar
 Hücre, Doku ve Organlar
 Kalıtım
 Metabolizma
 Solunum
 Konuşma
 Konuşma Bozuklukları
Sindirim Sistemi
 Sindirim
 Sindirim Bozuklukları
 Dişler
 Kan Dolaşımı
 Kan
Kalp
 Dolaşım Bozuklukları
 Lenf Sistemi
 Bağışıklık
 Bağışıklık Bozuklukları
 Böbrekler ve İdrar Yolları
 Sinir Sistemi
Beyin
Bilinç Bozuklukları
 Omurilik
 Hormonlar
 Hormon Bezleri
 Hormon Bozuklukları
 Kemik ve Eklemler
 Kas Sistemi
Deri
 Göz
 Göz Bozuklukları
 Kulak
 Koku ve Tat Alma
 Cinsel Organlar
 Cinsel İlişki
 Cinsel İlişki Sorunları

Doktorlar

 Dr.Haydar Dümen
 Doç.Dr.Teoman Kadıoğlu
 Prof.Dr. Derin Kösebay
 Dr.Mehmet Öz

       Copyright © 2009-2012  www.saglikweb.com iletişim : admin@saglikweb.com

Sitemizde yayınlanan konular kesinlikle tedavi amaçlı değildir. Bilgilendirme amaçlıdır.

Bu site en iyi 1024x768 çözünürlükte görüntülenmektedir.

Sitemap / robot