|
|
|
Böbrek ve İdrar Yolu Hastalıkları |
|
Böbrek ve
idrar yollarındaki bozukluklar genel olarak idrar çıkarma ile
ilgili şikâyetlere yol açarlar. Örneğin, kişi çok sık veya çok
fazla idrar çıkarır veya idrar çıkarmak için çok zorlanmaması
gerekir. Bazen de hiç idrar olmaz. Diğer bir şikâyet de idrarda
kan olmasıdır. Böbrekler ve idrar yollarında bir hastalık
olduğunda, belde veya karnın alt kısmında ağrı olur. Bir teşhise
varmanın en kolay yolu idrarın incelenmesidir. Ancak çoğu kez,
daha karmaşık incelemeler gerekir; örneğin, böbrek röntgeni veya
radyoaktif maddeler enjekte edilerek böbrek dokusunun resminin
alınması gibi. |
|
|
|
Böbreğin belli başlı görevi bedenden bazı maddelerin atılması ve
böylece bedendeki sıvı miktarının (kan, lenf ve doku sıvısı
gibi) sabit tutulmasıdır. Bu, beden hücrelerinin ideal şekilde
çalışması için gereklidir. Şu halde, böbreklerin iyi çalışmaması
genellikle bedenin tüm diğer kısımlarına zarar verir. Örneğin
yüksek kan basıncının (tansiyon) bazı tiplerinde böbreklerin
rolü olduğu görülür. Buna karşılık böbrekler genellikle bedenin
diğer kısımlarındaki hastalıklardan etkilenirler. İdrar
yollarının tek görevi böbreklerde oluşmuş olan idrarın dışarı
atılmasıdır. Bu bakımdan, idrar yollarındaki anormal bir durumun
bedenin diğer organları üzerine pek az etkisi olur; ancak bazen
böbrek bozukluklarına yol açabilir. Böbrek ve idrar yollarındaki
bozukluklarla uğraşan uzmanlık dallarına nefroloji ve üroloji
denir. Nefroloji yalnızca böbrek bozuklukları ile ilgilenir.
Üroloji ise cerrahî tedaviyi gerektiren böbrek ve idrar yolları
bozuklukları ile uğraşır.
|
|
İdrar Çıkarma Şikayetleri |
|
Çok miktarda idrarın dışarı atılması (poliüri) zorunlu olarak
böbrek ve idrar yolları bozukluklarından ileri gelmez. Bu,
genellikle şekerli diyabet belirtisidir ve ayrıca şekersiz
diyabet diye bilinen başka bir hormonal hastalıkta da ortaya
çıkar. Çok su içmeyen bir kişi, geceleri sık sık idrara çıkarsa
bir kalp hastalığı söz konusu olabilir. Kadınlar, gebeliğin
başında sık sık idrara çıkma gereksinimi duyarlar. İdrar
yollarına ilişkin diğer rahatsızlıklar da mesane iltihabı ve
yaşlı erkeklerde prostat büyümesidir (prostat hipertrofisi). |
|
Hematüri adı verilen bu belirtinin çeşitli
nedenleri vardır. Hematüri idrar yolları ve böbreklerde taş,
iltihap ve tümör göstergesi olabilir. Bu şikâyeti olan bir
kişinin doktora başvurması gerekir. Böylece, ciddi hastalıklar
ilk aşamasında iken teşhis edilip tedavi edilirler. İdrardaki
kan bazen yalnız mikroskop altında görülür veya bir idrar
tahlilinde ortaya çıkar. |
|
Böbrek Bölgesi ve Karnın Alt Tarafında Duyulan Ağrı |
|
Bu tür ağrının en sık görülen nedeni
böbrek ve mesane taslarıdır. Ağrının yeri (çoğunlukla
kaburgaların altında, belde veya kasıklarda) taşların duruşuna
bağlıdır. Ağrı bazen şiddetli bir sancı şeklini alır; bu tür
ağrı geldiğinde hasta ne oturabilir ve rahat yatabilir. Karnın
alt kısmında görülen daha az şiddetli ağrı mesanenin
iltihaplandığı gösterir. Belin üst kısmındaki ağrılar genellikle
böbrekten kaynaklanır (örneğin ateşle birlikte ortaya çıkan
böbrek pelvisi iltihabı vakaları). Ayrıca idrara çıkarken de
ağrı duyulur ve idrar bulanık olabilir. |
Anüri çok ciddi bir belirtidir: bu durumda
böbrekler ya çok az idrar üretirler ya da hiç üretemezler.
Anüri, böbreklere yeterli kan gelmediği zaman (örneğin bedende
su eksildiğinde veya şok durumlarında) glomerülonefrit veya akut
tübüler nekrozda olduğu gibi börek dokusu hastalıklarında
meydana gelir. Yalancı anüride böbrekler idrar üretirler, ancak
böbreklerle mesane arası kapalı olduğu için idrar mesaneye
varamaz (örneğin idrar yollarındaki taşlar). Anüri dalgınlık,
kas spazmları, baş ağrıları ve kusma ile birlikte görülür.
İkinci durumunda erkekler idrar yapabilmeleri için büyük bir güç
harcamak gerektiğinden yakınırlar. Ayrıca idrar ince bir akıntı
halinde çıkarlar. Prostatın büyümesine ek olarak, mesanedeki bir
küçük taş tümör veya mesane kaslarının felci idrar akışını
engelleyebilir. İdrar mesanede birikir (İdrarın tutulması) ve
mesane göbeğe kadar büyür. İdrar tutulması bazen ilâçla tedavi
edilir ama genellikle üretradan mesaneye sokulan ve sonda
denilen bir boru ile mesaneyi boşaltmak gerekir. İdrara çıkarken
duyulan yanma cerahatli bir akıntı ile birleşirse bu durum,
üretranın iltihaplandığına işaret eder (örneğin belsoğukluğu
vakalarındaki gibi).
İdrara çıktıktan hemen sonra duyulan yanma mesane taşlarının
bulunduğu veya mesanenin iltihaplandığını gösterir. Bir kişi,
istemeden idrara çıkarsa bu genellikle mesane kaslarının
zayıfladığının göstergesidir ve kadınlarda doğumdan sonra sık
görülür. Birçok durumda baskı sonucu idrar tutamama olur; idrar,
karın üzerindeki baskı arttığı zaman (örneğin öksürürken,
hapşırırken, koşarken) tutulmayabilir. Bazen pelvisin alt
kısmındaki kasları kuvvetlendirmek için yapılan jimnastik olumlu
sonuç verir; ancak gerçek tedavi ameliyat gerektirebilir. |
Böbrek veya idrar yolları hastalığından
kuşkulanıldığında ilk olarak idrar tahlili gerekir. İlk olasılık
çok miktarda idrar üretilmesidir; bu miktar 24 saatte ortalama
1.5litredir. Üretilen idrar miktarı ne kadar sıvı alındığına ve
diğer yollarda ne kadar su kaybedildiğine bağlıdır. Eğer
örneğin, bir kişi çok terlerse daha az idrara çıkar. Belli bir
maddeden idrara ne miktarda bulunduğunu anlamak için 24 saatte
elde edilen idrar muayene edilir (24 saatlik idrar). Bunun
nedeni idrar bileşiminin gün boyu değişmesi ve bir defada alınan
idrarın yanlış sonuca götürebilmesidir.
Kan tahlillerinde tek bir örnek yeterlidir, çünkü kanın bileşimi
çok daha sabittir. Normal olarak idrar, suya ek olarak
proteinlerin ayırışım maddeleri (özellikle üre ve kreatinin),
tuzlar (örneğin sodyum klorür), az miktarda safra pigmenti, bazı
vitamin ve hormonlar gibi çözülmüş maddeleri içerir. İdrarda
genellikle protein yoktur, çünkü glomerüllerin duvarları bu
büyük moleküllerin geçmesine izin vermez. İdrardaki şeker ve
keton cisimleri şeker hastalığına işaret eder. Çok miktarda
safra pigmenti içeren idrar (sarılıktaki durum) esmer bira
rengini alır. Bazı sarılık vakalarında aynı zamanda sarı köpüklü
bir görünüm vardır. İdrardaki erimiş maddelerin toplam miktarı
hakkında bir fikir edinmek istendiğinde idrarın yoğunluğu
saptanır; bu özellikle böbrek tübüllerinin işleyişinin
göstergesidir. Genel olarak, yoğunluk gündüzleri daha azdır,
çünkü gündüzleri sıvı içilir ve idrarda çok miktarda su bulunur;
geceleri yoğunluk artar. İdrar santrfüj edildikten sonra bir
tortu elde edilir. Bu tortu, erimemiş maddelerin olup olmadığını
anlamak üzere tahlil edilir.
Alyuvarlar, böbrek ve idrar yollarındaki taşlar, tümörler ve
iltihaplar sonucu olan kanamalarda görülür, idrar yolları
enfeksiyonunda idrarda çok miktarda akyuvarlar ve bakteriler
ortaya çıkar. Katı maddelerin dölyolu veya bezlerden
çıkmadığından emin olmak için hastanelerde idrar steril olarak
(bu amaçla çevre steril su ile yıkanır) veya idrar çıkarmanın
ortasındaki idrar (idrar çıkarmanın başı ile sonu arasında
toplanır) kullanılır. Sondanın üretradan mesaneye sokulması ile
sonda idrarı elde edilir. Böbrekler ve idrar yolları röntgen ile
görülebilir. Bu, doku kontrast bir madde ile görülür hale
getirilerek gerçekleştirilir. Diğer bir yöntem de böbrek
dokusunun radyoaktif maddelerle resminin çekilmesidir (böbrek
sintigramı). Böbrek biyopsisinde, böbrekten biyopsi iğnesi ile
ufak bir parça alınır. Bu doku parçası mikroskop altında
incelenir. Sistoskop ile mesanenin içi incelenebilir. Kan
tahlilleri de böbreklerin işleyişleri hakkında önemli bilgiler
verirler. Böbreklerin çalışması yetersizse (böbrek yetersizliği)
bazı maddeler yeterli miktarda salgılanamaz; kandaki miktarları
artar. Özellikle kan üresi ve kreatinin düzeyi, böbreğin
işleyişinin göstergeleridir. Kreatinin kas proteininden üretilir
ve yalnız idrarda salgılanır. Her kişide yoğunluğu sabittir,
çünkü yalnızca kişinin sahip olduğu kas dokusunun miktarına
bağlıdır. Kandaki yoğunluğu, böbreklerin işleyişi bozulunca
artar. Ürenin yoğunluğu daha başka etmenlere bağımlı olduğundan
kanda üre artışının mutlaka bir böbrek bozukluğu sonucu olduğu
söylenemez. |
Böbrek hastalıkları kökenlerine göre
(örneğin iltihaplar, doğuştan bozukluklar, tümörler) veya
belirtilerine göre ayrılırlar. Doğuştan olan bozukluklar,
böbreklerin tümüyle var olmamasından, rastlantı sonucu fark
edilen ufak rahatsızlıklar kadar değişir. Türlü nedenlerden
ileri gelen çok çeşitli böbrek iltihaplanmaları (nefrit) vardır.
Böbrek dokusunun etkilenmesine göre, böbrek pelvisinin
iltihaplanması, glomerülonefrit ve interstisyel nefrit arasında
ayrım yapılır. Nefrotik sendrom, plasma proteinin büyük bir
kısmının idrarda kaldığı (proteinüri) böbrek bozukluğuna bir
örnektir. Böbrek yeterli çalışmamaya başlarsa buna böbrek
yetersizliği adı verilir. Sonuç olarak artık maddeler bedende
birikir. Kanda fazla miktarda üre bulunması durumuna üremi
denir. Böbrek yetersizliğinin hızla artmasının nedeni şok,
yaralanma ve ameliyatlarda olduğu gibi kan gelişinde bir
bozukluk veya böbrek kanalının tıkanması olabilir. Bu son
durumda idrar böbrek pelvisinde ve böbreklerde toplanır. Meydana
gelen basınçtan ötürü böbrek dokusu da erir (hidronefroz).
Ancak, çok daha sık olarak, hızla ilerleyen böbrek
yetersizliğinin asıl nedeni böbreğin kendisidir. Örneğin
şiddetli glomerülonefritden dolayı glomerüllerin işleyişi
tamamen durabilir. Şiddetli böbrek yetersizliğinin ilk evresinde
idrar ya hiç ya da çok az üretilir (anüri). Çoğu zaman böbrek bu
ciddi durumdan kurtulabilir. Fakat daha ağır vakalarda, hastanın
geçici olarak yapay böbrekle tedavisi gerekebilir. Kronik böbrek
yetersizliği bazen uzayan bir böbrek hastalığı sırasında bazen
de diğer önemli fiziksel hastalıkların ikincil bir belirtisi
olarak ortaya çıkar.
Böbreğin önemli bir rezerv kapasitesi olduğu için üremi ve
dolayısıyla üreminin arazları olan mide bulantısı, ishal,
kaşıntı ve dehidrasyon ancak böbreğin fonksiyonunun % 10'un da
altına düştüğü durumda görülür. Böbreğin fonksiyonu daha da
azalırsa buna hat böbrek yetersizliği denilir. Bundan sonra
kanın artık maddelerden yapay yollarla arındırılması gerekir. Bu
diyaliz için, hastanın haftada birkaç gece hastanede kalması
gerekir. Birçok vakada daha iyi bir çare böbrek naklidir. Uygun
bir vericinin bulunması ve ameliyata ek olarak, bu durumda
ortaya çıkan sorunlardan biri, alıcının yaşamı süresince önemli
yan etkileri olabilecek bazı ilâçları alma zorunluluğunda
kalmasıdır. |
|
|